Alucra Turistler için Yağlıdere

Köprüden Kiliseye Geçelim

Alucra Çakrak Köyü Köprüsü ve Kilise
Alucra Çakrak Köyü Köprüsü ve Kilise
  • – Nasıl yapabiliriz ki? Bizi duyan gören olur
  • +Bir şey olmaz sen bana güven.
  • -Ama abi tarih ne olacak.
  • +Para yatıyor orda para !

Bu cümlelerdi bir tarihin harap edilmesine sebep olan. Daha doğrusu tek bir kelime ” para “. Bir dere düşünün ki üzerinde, gözesine* kadar 12 tane kemer köprü bulunan. Çoğu ilçe de vardır kemer köprü fakat 12 tane bulunan başka bir vadi yoktur (Yağlıdere vadisi). Hatta 300 metre içerisinde 2 tane olan bile var (Alucra Çakrak köyü 3 köprü mevkii). Ancak bu köprüler hiçbir zaman restore çalışması veya küçük bir bakım bile görmedi, para arayan defineciler hariç. Onlar da kazdılar ama köprünün ayaklarını veya köprünün ortasında bulunan kilit taşlarını kazdılar.

Bir kemer köprünün en temel yapı taşı kilit noktasıdır. Köprüyü ayakta tutan asıl noktadır. Tabi bizim akıllı defineciler de yürüttükleri mantık çerçevesinde hazinenin kilit noktasında olduğunu saptayıp burayı sökmeye çalışmışlardır…

  • +Abi ayaklarını kazalım
  • -Seni de defineci diye getirdik buraya Mehmet yav. Ne adamsın kardeşim az düşün Allah ını seversen bu köprülerin en önemli özelliği ne?
  • + Dere üzerine kurulması abi
  • -Mehmet var git şurdan. Beni herslendirme**
  • +Abi stresliyim o yüzden. Ortam yumuşasın diye dediydim. Kızma bacak kadar çocuğa.
Yağlıdere Ağalar Köprüsü

Yağlıdere Ağalar Köprüsü

… Bu konuşma bir rivayettir ama olay gerçek. Yazımın başında da dediğim gibi Yağlıdere vadisinde 12 tane kemer köprü vardır. En büyük ve en meşhuru Ağanın köprüsüdür. Üzerinde “yapılış tarihi 1232 Emin Ağa hayratıdır” yazmaktadır. En büyüğü ve vadideki ilk köprü olduğu için kazı işlemlerine buradan başlanılmıştır. Defineciler ilk olarak köprü üzerindeki kitabeyi çalmaya çalışmışlardır ancak yöredeki insanlar tarafından duyulmuşlar ve kitabeyi bırakarak kaçmak zorunda kalmışlardır. Tarihe ilk darbeyi atmışlardır dolasıyla.

Vadi boyunca diğer köprülerin kaderi de aynı şekildedir. Define aranmış, kazılmış buna rağmen ayakta durmasını bilmiştir. Tek köprüler değil diğer bir harap edilen tarih de kiliselerdir. Kaç adet olduğunu bilemiyorum ama oldukça fazladır. Çakrak Köyü‘nde kemer köprülerle paralel olarak aynı mesafe de iki tane de kilise bulunmaktadır. Yine sevgili defineciler kiliseleri de harap etmişlerdir bir tarihin feryadını duymadan. Şimdi ise o kiliseler ağır veya merek olarak kullanılmaktadır yörede. En azından bizim yayladaki öyle (Çakrak Köyü Yeniköy mahallesi).

Bir insanın para uğruna doğaya yapabileceği zararların haddi hesabı yoktur. Heslerde anlattığım gibi. Ne zaman elimizdeki tarihe doğaya sahip çıkacağız bilemiyorum. Ne zaman para hırsı gözümüzü bürümekten vazgeçer o da meçhul. Bu tarihe sahip çıkmamız lazım. Restore de edilmemeli köprüler sadece sağlamlaştırılmalı. Kiliseler edilip turizme veya ibadete açılabilir aslında. Saygılar bizden olsun efenum.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Yorum yaparak bu yazıdaki tartışmaya katılın

4 Yorum

%d blogcu bunu beğendi: