Projeler

Hidrojen Enerjisi ve Karadeniz’in Hidrojen Potansiyeli

Minik uyarı: Gönüllü yazarımız tarafından yazılan bu içeriği yayınlayalı yaklaşık 5 sene geçti. İçindeki bilgilerin eskimiş olabileceğine karşı dikkatli olmanızı öneririz. Eğer güncel bir sorunuz varsa yorumlarda belirtebilirsiniz.

100px-Hydrogen-sulfide-3D-vdWSon yıllarda tüm dünyanın konuştuğu fakat gereken önemi tam olarak vermediği yenilenebilir enerji kaynaklarını birçoğumuz bilmekteyiz. İlk akla gelen yenilenebilir enerji kaynakları rüzgar, güneş, dalga, jeotermal enerji gibi kaynaklardır. Hidrojen enerjisi de yenilenebilir enerji kaynakları arasında bir ara konuşulmuş fakat çeşitli nedenlerle pek fazla gündemde tutulmamıştır. Bu nedenler arasında en popüler olanı suyun hidrolizinin maliyetidir. “Peki Karadeniz’in bununla ne alakası var?” diye düşünebilirsiniz. Gelelim Karadeniz’in Hidrojen potansiyeline.

Karadeniz; Türkiye başta olmak üzere Rusya, Ukrayna, Bulgaristan, Gürcistan, Romanya gibi ülkelerin akarsularıyla beslenmektedir. Ayrıca Asya ve Avrupa’daki akarsu havzalarında bulunan toplam 21 ülkeden 2.300.000 kilometrekarelik geniş bir bölgenin tüm kirlilik etkileri Karadeniz’e taşınmaktadır. Bunun yanında diğer denizlerle bağlantısını küçük bir boğaz yardımıyla yapmaktadır. Bu da su sirkülasyonunun yeterli olmaması ve onu diğer denizlerden izole etmiş olması anlamına gelmektedir. Karadeniz’de su sirkülasyonunun olmaması ve tabiri caizse yapısının bir çanağı andırması nedeniyle yaklaşık 150-200 m derinliğin altında kalan bölgede oksijence fakir bir tabakanın oluşmasına neden olmuştur. Yani Karadeniz’de canlılık yalnızca 150-200 m derinlikte bulunmaktadır ve bu derinlikten sonra ayrıştırıcı bakteriler hariç hiçbir canlılık faaliyeti bulunmadığı tahmin edilmektedir. Ayrıca Karadeniz’in tuz oranı diğer denizlerin oldukça altındadır. Şöyle ki, Akdeniz’in tuzluluğu binde 35’leri bulurken Karadeniz sadece binde 17 civarındadır. Bu özelliği de ona acı su niteliği kazandırmaktadır. Diğer denizlere boğaz vasıtasıyla bağlantılı olduğundan boğazın alt kısımlarında tuzlusu akışı olmaktadır. Bu durum Karadeniz’de düşük tuzluluğa adapte olmuş deniz canlılarının ölmesine ve dip kısımda birikmesine neden olmuştur. Oksijensiz ortamda devreye giren anaerobik bakteriler Karadeniz’in dip sularında Hidrojen Sülfür (H2S) gazı miktarını arttırmıştır. Karadeniz ortalarına kurulacak olan platformlarla Hidrojen Sülfür’ün yüzeye çıkarılma maliyeti azaltılmış olacaktır. Giresun, Zonguldak, Samsun, Sinop açıklarında Hidrojen Sülfür’e ulaşmak daha kolaydır.

Karadeniz dip sularında bulunan toplam Hidrojen Sülfür potansiyeli dikkate alındığında elde edilebilecek Hidrojen miktarı oldukça fazladır. Karadeniz dip sularında bulunan Hidrojen Sülfür’ün %100 ayrıştırılması sonucunda yaklaşık 268.823.000 ton hidrojen elde edilebilir. Bu miktardaki Hidrojenin enerji olarak kullanılması durumda sadece Karadeniz Bölgesi’nin yaklaşık 180 yıllık enerji ihtiyacı karşılayabileceği düşünülmektedir. Diğer yenilenebilir enerji kaynakları da dikkate alındığında bu değer 350 yıla çıkmaktadır. Bu sayede elde edilecek Hidrojenin ekonomik değeri yaklaşık 700-800 milyar Dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Ayrıca Hidrojen Sülfürün ayrıştırılmasından elde edilen Hidrojen, suyun elektroliziyle elde edilen Hidrojen’den maliyet açısından yaklaşık 3 kat daha azdır. Bununla birlikte Hidrojen Sülfür’ün ayrıştırılması sonucunda açığa çıkan yan ürün olan Kükürt endüstriyel alanda kullanılabilmektedir. Bu da ülke ekonomisi açısından artı bir kazanç olması demektir.

Tüm bunların yanında fosil yakıt kaynaklı sera gazlarının salınımı nedeniyle oluşan küresel ısınmanın ve çevre kirliliğinin önüne geçilmesi Hidrojen gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının daha etkin kullanılmasıyla mümkündür.

Sonuç olarak Türkiye Hidrojen enerjisi potansiyeli açısından şanslı bir ülkedir. Bu nedenle Karadeniz’de bulunan Hidrojen Sülfür’ün etkin bir şekilde kullanılması için gerekli bilimsel araştırılmaların daha etkin yapılması ve uygun teknolojik alt yapıların bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir. Hidrojen enerjisine geçişin bir an önce sağlanması ülkemizi enerji ithal eden ülke konumundan ihracat eden ülke konumuna getirecektir.

Minik uyarı: Gönüllü yazarımız tarafından yazılan bu içeriği yayınlayalı yaklaşık 5 sene geçti. İçindeki bilgilerin eskimiş olabileceğine karşı dikkatli olmanızı öneririz. Eğer güncel bir sorunuz varsa yorumlarda belirtebilirsiniz.