HES Projeleri Yağlıdere

HESlenmemek elde değil..

Bu sitedeki içerikler Gönüllü Giresun Blog yazarları tarafından hazırlanmaktadır. İçerikten dolayı giresunblog.com sorumlu tutulamaz. Siz de buraya tıklayarak Giresun Blog'da gönüllü yazar olabilirsiniz.

Merhaba arkadaşlar. Bu ilk yazımda size doğanın nasıl tahrip edildiği konusuna değineceğim. (Yazımı okurken sakın siyasi diye düşünmeyin, bir doğa sever olarak okuyun)

Bildiğiniz üzere Giresun dağları oldukça eğimlidir, yani HES’ler için uygundur. Yağlıdere ve Dereli vadisi içerisinde yapılan HES’leri görmeseniz de duymuştursunuz. Bu iki vadide Karadeniz ile İç Anadolu’yu birbirine bağlayan en kısa geçitlerdir, araştırabilirsiniz. Ve bu vadilerin yolları Giresun’un daha doğrusu Karadeniz’in en güzel yaylalarına giden güzergahlardır. Ne hikmetse Karadeniz’e ve doğaya yapılan bu eziyet (HES), çevremizdeki diğer illere göre bu iki vadide daha da yoğunlaşmıştır.

Neden bu vadiler seçilmiştir bilinir ama bazı hususlar doğrultusunda söylenemez. Ben size söylenebilecekleri söyledim (3.cümle). Bu iki vadinin insanı da geçimini hayvancılık ve tarımdan sağlardı. Hayvancılık pek kalmadı (yaylalarımızı da çevirdiler, hayvan otlatacak yer kalmadı), E fındık da para etmiyor, vatandaş da ne yapsın? “Yerlerinizden geçer belki HES’ler de para görür cebiniz” düşüncesiyle kandırıldı işgüzar muhtarlar tarafından.

İlginizi çekebilir:  Çeken Akıntı konusunda bilinçlenelim!

Bu konuyu bir televizyon dizisinde de gördüm çalıntı bir yazı diye düşünebilirsiniz haklı olarak ama ben Yağlıdere vadisinde büyüdüm. Bu işlerin içinde büyüdüm. Her sene okul biter bitmez yaylaya çıkar çam ağaçlarının içinde dolaşır gürül gürül akan her sene sel olan derelerde balıklar tutardım. Şimdi ise derelerin suyu hapsedildi o güzelim çam ağaçları şirketler tarafından yenileri dikilecektir vaadiyle kesilmiştir.

Haklarını yemeyelim fidan diktiler kestikleri 100 çam ağacına 1 fidan olmak kaydıyla çok duyarlılar teşekkür ediyorum yöneticilerine!! Her neyse konu biraz dolaştı geri dönüp toparlayalım. Doğa, ona karşı yaptığın acımasızlığın karşılığını mutlaka senden alır. Fazla yağmur yağdığı zaman derelerimiz eskisi gibi gürül gürül akıyor ve can yakıyor örnekleri aklınıza gelir illaki. Eskiden dereler gürül gürül aktığı için sel felaketlerine alışık ve dolayısyla hazırlıklıydık, şimdi ise biraz yağmur yağdığında “dışarı çıkmayalım aman bir şey olur sel gelir” diye korkar olmuşuz. Ne alaka diyebilirsiniz ama bunlar hep doğamızı katleden HES’lerin suçudur ancak biz bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığıyla yaşadığımız için sesimizi çıkarmıyoruz. Oysa ki yılanın dokunduğu insanlar bile sesini çıkarmıyolar.

İlginizi çekebilir:  Köprüden Kiliseye Geçelim

Derelerin kurumasıyla birlikte (pardon dere dedim obuz* olacaktı) derelerimize bağlı olan tuvaletler (!) in kokuları, sivrisinekler gün yüzüne çıkmaya başladı. (Bir yaz günü Yağlıdere’ye gidip bakabilirsiniz, tabi isterseniz) Bu olumsuzluklar derelerimizin kurumasıyla dolayısıyla HES’ler yüzünden olmuştur.

Çocuklarımız gelecekte burlarda yaşamak istemeyecekler, doğadan kopacaklar, Giresun’ u terkedecekler. Doğaya sahip çıkmalıyız çıkmazsak olacakları söyledim. Nerden biliyorsun belki gitmeyecekler diyenler de çıkabilir ama gençlerimizi görüyorsunuz (gençler derken ben de 21 yaşındayım) doğayı terkediyorlar.

Neyse saygılar benden olsun okuyan herkese teşekkür ederim.

Yorum yaparak bu yazıdaki tartışmaya katılın

4 Yorum

%d blogcu bunu beğendi: