Görele Tarih Sahnesi Ünlü Şahsiyetler

Hasan Ali Yücel: Modern Türkiye’nin Aydın Öncüsü

Bu sitedeki içerikler Gönüllü Giresun Blog yazarları tarafından hazırlanmaktadır. İçerikten dolayı giresunblog.com sorumlu tutulamaz. Siz de buraya tıklayarak Giresun Blog'da gönüllü yazar olabilirsiniz.

Hasan Ali Yücel, Atatürk’ün vefatından sonra 1938-1946 yıllarında Milli Eğitim Bakanlığı yapmış, çok yönlü ve seçkin bir kişiliğe sahip, kültür ve siyaset adamıdır. Hayatı boyunca ürettiği eserler kuşkusuz Türk toplumunun aydınlanmasına çok büyük katkılar sağlamıştır. Bu nedenle her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının onu tanıması ve anması gerekmektedir.

Hasan Ali Yücel 17 Aralık 1897’de İstanbul’da doğdu. Aslen Giresun-Görele Dayılı Köyü‘nden olan babası; Ertuğrul Fırkateyni’nin kaptanı olan Amiral Osman Bey’in oğlu Ali Rıza Bey’dir. Annesi Neyire Hanım, eşi Gülsüm Refika Hanım’dır. Çocukluk yıllarını Mevlevi kültürünün, dinsel kuralların ve geleneklerin etkin olduğu bir toplumsal çevrede yaşadı. Müsiki üstadı Mehmed Celâleddin Dede Efendi’nin yanında müzik eğitimi gördü. Dört yaşındayken Yolgeçen Mektebi’ne başladı. Beş altı yaşlarındayken Taş Mektep’e geçti. Daha sonra eğitim yaşamını sırasıyla Mekteb-i Osmani, Vefa İdadisi, Cağaloğlu Darülmuallimin-i Âli’ye (Yüksek Öğretmen Okulu) okullarında sürdürdü.

Vefa İdadisi’nin son sınıfındayken, Birinci Dünya Savaşı başlamıştı. Bunun üzerine askere çağrıldı ve savaştan sonra, 1918′de Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu. Yaşadığı tatsız olaylar sonucunda buradan ayrılarak Edebiyat Fakültesi’nin Felsefe Şubesi’ne geçti ve Darülmuallimin-i Âliye’nin (Yüksek Öğretmen Okulu) öğrenci kadrosuna katıldı. Sabahları okula devam edip, akşamları gazetede çalıştı. Üniversite döneminin sonuna geldiğinde, “Ruh ve Beden” üzerine yaptığı 30 sayfalık bir çalışmayla 1921′de Dârülmuallimin-i Âliye’deki öğrenimini üstün bir başarıyla bitirdi. 1923-27 yılları arası edebiyat öğretmenliği yaptı. Öğretmenlik yaptığı dönemde “Felsefe Elifbası”, “Sûri ve Tatbikî Mantık” ve iki arkadaşı ile yazdığı “Türk Edebiyatı Nümuneleri” adlı kitaplarını yayınladı.

İlginizi çekebilir:  Osmanlı’da Giresun'un İlçe, Köy ve Mahalle İsimleri

1927 yılı başında Hasan Ali Milli Eğitim Bakanlığı genel müfettişi oldu. Bu dönemde yoğun bir biçimde, yazı ve dil konularıyla uğraştı. 1928 yılında, Tevfik Fikret’in “Tarihi Kadim-Doksan Beşe Doğru” adlı şiir kitabını Latin harfleriyle yayınladı. Kitaplar, Harf Devrimi’nden sonra Türkiye’de Latin harfleriyle basılan ilk kitaplardandır. 1930′da Paris’e gönderilen Hasan Ali burada “Maarif teşkilatı ile mekteplerini ve buna müteferri muamele, kanun ve nizamnameleri”ni incelemekle görevlendirildi.

1930′da Mustafa Kemal’in Türkiye çapındaki denetleme gezisinde Mustafa Kemal’e danışmanlık yaptı. 1932′de kurulan Türk Dili Tetkik Cemiyeti, Eylül ayında ilk Dil Kurultayını yaptı. Kurultaydan sonra yapılan ilk Merkez Heyeti toplantısında, Etimoloji Kolu başkanlığına Hasan Âli getirildi. Aynı yıl Hasan Âli “Mevlâna’nın Rubaileri”, “Goethe, Bir Dehânın Romanı” ve “Türk Edebiyatına Toplu bir Bakış” adlı yapıtlarını yayınladı.

Goethe üzerine Türk dilinde yapılan çalışmasıyla, Goethe madalyasıyla ödüllendirildi. 1932 yılının sonunda, Ankara’daki Gazi Terbiye (Eğitim) Enstitüsü’ne müdür olarak atandı. 1933 yılının sonunda, Maarif Vekaleti Orta Tedrisat Umum Müdürlüğü’ne atandı. Bu dönemde, liselerde reform yapmayı planladı. 1938′e kadar üzerinde çalıştığı “Türkiye’de Orta Öğretim” adlı yapıtı da bunun bir göstergesidir. Bu araştırma reformların bir ön çalışması olarak kabul edilir. 1 Mart 1935 tarihinde CHP İzmir Milletvekili olarak Meclis’e girdi. 28 Aralı 1938’de Hasan Âli Yücel, 2.Celal Bayar hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı’na getirildi. Üniversite reformu (Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nin kurulması, Yüksek Mühendis Okulu’nun İTÜ’ye dönüştürülmesi ve Ankara Tıp Fakültesi’nin kurulması), Köy Enstitüleri‘nin kurulması, Dünya klasiklerinin Türkçeye çevrilmesi ve ilk resmi ve telifli Türkçe ansiklopedi olan İnönü Ansiklopedisi’nin ön çalışmaları onun bakanlığı döneminde gerçekleşmiştir. Devlet Konservatuvarının kurulması (20 Mayıs 1940), Türkiye’nin UNESCO’ ya girişi onun çabaları sonucunda olmuştur. Dört yıllık çabaları sonucunda 25 Haziran 1946’da Üniversiteler Yasası çıkartılır. Türkiye’de üniversitenin gelişiminde ikinci büyük aşama olan bu yasanın getirdiği bilim ve teknik alanındaki en önemli yenilikler şunlardır:

  • Öğrencilerini, bilim anlayışı kuvvetli, sağlam düşünceli aydınlar ve yüksek öğrenime dayanan mesleklerle türlü bilim ve uzmanlık kolları için iyi hazırlanmış bilgi ve deney sahibi elemanlar, Türk devriminin ülkülerine bağlı ve milli karakter sahibi vatandaşlar olarak yetiştirmek.
  • Memleketi ilgilendirenler başta gelmek üzere bütün bilim ve teknik meseleleri çözmek için bilimleri genişletip derinleştirecek inceleme ve araştırmalar yapmak, bu çalışmalarda ilgili millî bilim ve araştırma kurumları ile, yabancı veya uluslararası benzer kurumlarla işbirliği yapmak.
  • Araştırma ve incelemelerin sonuçlarını gösteren, bilim ve tekniğin ilerlemesini sağlayan her türlü yayım yapmak; yardımcılara, doktora adaylarına ve öğrencilere yaptırmak.
  • Türk toplumunun genel seviyesini yükseltici bilim verilerini sözle ve yazı ile halka yaymak.
İlginizi çekebilir:  2014'ün ilk yarıyılında Giresun'da en çok okunan kitaplar

Ayrıca bu yasayla, yüksek öğretim kurumlarının Bakanlıkla olan “sıkı bağı” önemli ölçüde gevşetilmiş, mevcut kuruluşlar yapısal bir bütünlüğe kavuşturulmuş, böylece üniversiteye organik bir karakter kazandırılmıştır. Bu yasanın getirdiği bir başka sonuç da, “dışarıdan gerilim” yerine “içeriden denetim”in getirilmiş olmasıdır. Ankara Üniversitesi de bu yasanın sonucu olarak kurulmuştur.

1942 yılında sukiasta uğramasına rağmen Hasan Ali Yücel yılmadan yeniliklerine devam etti ve yeni Türkiye’nin aydınlanmasında adını altın harflerle tarihe yazdırdı. Son olarak 5 Ağustos 1946’da 7 yıl 5 ay sürdürdüğü Milli Eğitim Bakanlığı görevinden istifa etti. Bundan sonraki on yıllık dönemde de yazılarını Cumhuriyet gazetesinde yazdı. 12 Kasım 1960′da Paris’te yapılan UNESCO 11. Genel Toplantısı’na delege olarak katıldı. Bir yıl sonra yüksek ateşli bir hastalığa yakalandı ve 26 Şubat 1961′de vefat etti.

İlginizi çekebilir:  Giresun Görele Karaburun'dan 4K kalitesinde görüntüler

Oğlu şair Can Yücel, babası için “Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim” adlı şiirini yazmıştır. Biz Giresunlular da Hasan Ali Yücel’i çok seviyor, saygı ve özlemle anıyoruz…

Kaynaklar:
http://www.meb.gov.tr/meb/hasanali/hayati/halibiyografi.htm
http://hayef.istanbul.edu.tr/?p=6216
http://tr.wikipedia.org/wiki/Hasan_%C3%82li_Y%C3%BCcel
http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%B6y_Enstit%C3%BCleri

Yorum yaparak bu yazıdaki tartışmaya katılın

4 Yorum

%d blogcu bunu beğendi: