Şehir Efsaneleri Tirebolu Yaylalar

Tirebolu Yaşmaklı Ağaçbaşı Yaylası Efsanesi

Minik uyarı: Gönüllü yazarımız tarafından yazılan bu içeriği yayınlayalı yaklaşık 5 sene geçti. İçindeki bilgilerin eskimiş olabileceğine karşı dikkatli olmanızı öneririz. Eğer güncel bir sorunuz varsa yorumlarda belirtebilirsiniz.

Giresun yaylaları deyince birden içimizde ayrı bir mutluluk oluşur. Eğer gurbetteysek bu biraz buruk bir mutluluk olur ama o yaylaların hayali bile bizi mutlu etmeye yeter. Peki bu doğa harikası yaylalarımızın isimleri nerden geliyor, nasıl koyulmuş bu isimler, hepsinin anlamı var mı? Bu sorulara cevap bulmak için Tirebolu Yaşmaklı Ağaçbaşı Yaylası’ndan başlayalım.

Bu yaylamız için iki önemli efsane vardır. Sadece birini yazmak yerine ikisini yazmak daha doğru olacaktır. İlk olarak en çok bilineni anlatalım;
Giresun’da yürüyerek yaylalara göç etmek eski ve unutulmayan bir gelenektir. Yine böyle yaylaya göç eden kalabalık bir grup geceye yakalandığı için yol üzerinde konaklamaya karar vermiş. Şimdiki ‘Capıldırik’ mevkiine yakın bir yerde konaklamak üzere durmuşlar. Gece beşikteki bebeğini emzirmek için uyanan bir kadın bütün ağaçların secde ettiğini görmüş (bu gecenin Kadir Gecesi olduğu rivayet ediliyor). Bu olay karşısında çok şaşıran kadın sabah insanlara göstermek için başındaki yaşmağı en büyük ağacın tepesine asmış. Sabah olayı duyan ve yaşmağı gören herkes o kadına inanmış ve o günden sonra başında yaşmak olan ağaçtan dolayı yaylanın adı ‘Yaşmaklı Ağaçbaşı’ diye anılmaya başlamış.

tirebolu-agacbasi-yaylasi-2

İkinci efsanemiz ise iki aşığın hikayesidir;
Türk ve Rum ailelerine mensup iki genç birbirlerine sevdalanmış. Biri Tirebolu-Görele diğeri ise Alucra tarafında yaşıyormuş. İki farklı aileden (Türk-Rum) olmaları, o zaman için kavuşmalarına en büyük engelmiş ama gençler kavuşmak için ne yapıp edip büyüklerini ikna etmişler. Durumu gören büyükler (arif insanlar), bu gençleri kavuşturmaya niyetlenmişler. Bunun içinde iki tarafın da aynı yolu (eski yayla yolu) kullanarak Alucra ve Tirebolu-Görele tarafından karşılıklı olarak yola çıkmasına karar vermişler. İki tarafın karşılaştığı noktada düğünü yapacaklarmış. Uzun süren yolculuk sonunda birbirlerine yaklaşmışlar ama gece olduğu için ve yorgun düştüklerinden dolayı oldukları yerlerde (kız tarafının konakladığı yer şu an ki ‘Capıldırik mevkii ) konaklamaya karar vermişler. Yarın sevdiğine kavuşacak olmasının heyecanından genç kız gece uyuyamamış ve dışarı çıkmış. Dışarı çıktığında bütün ağaçların secde ettiğini görmüş. Sabah uyandığında eğer bu olayı insanlara anlatırsa ona inanılmayacağını düşünerek başındaki yaşmağı, erişilmesi en zor, en büyük ağacın tepesine asmış. Sabah olunca gece yaşadığı olayı beraberindeki insanlara anlatmış ve ağacın tepesindeki yaşmağı göstermiş. Yaşmağı gören herkes ona inanmış ve o grupta bulunan arif insanlar bir aksilik çıkacağını; bu genç kızın sevdiğine kavuşamayacağını söylemiş. Ve kız bir zaman sonra sancılanarak ölmüş . Kızın bulunduğu grup orada beklemeye başlamış. Bir süre sonra erkek tarafı da oraya gelmiş, sevdiğinin öldüğünü gören genç ağlayarak kıza sarılmış ve o anda orada bulunan büyük kayadan damlalar halinde (sanki ağıyormuş gibi) su akmaya başlamış. Günümüzde o taş hala Eymür Köyü- Yaşmaklı Ağaçbaşı Yayla yolu üzerinde bulunmakta ve ağlamaya devam etmektedir.

Minik uyarı: Gönüllü yazarımız tarafından yazılan bu içeriği yayınlayalı yaklaşık 5 sene geçti. İçindeki bilgilerin eskimiş olabileceğine karşı dikkatli olmanızı öneririz. Eğer güncel bir sorunuz varsa yorumlarda belirtebilirsiniz.