Giresun Fındığı Rize Sorunlar

Bunca zamanın Giresun simidi hangi ara Rize simidi oldu?

Yazan: Giresun Blog
Bu sitedeki içerikler Gönüllü Giresun Blog yazarları tarafından hazırlanmaktadır. İçerikten dolayı giresunblog.com sorumlu tutulamaz. Siz de buraya tıklayarak Giresun Blog'da gönüllü yazar olabilirsiniz.

Bir önceki cumhurbaşkanı Abdullah Gül görev bitimine kısa bir süre kala ”makama veda, millete teşekkür” süsüyle bezeli bir Karadeniz gezisine çıkmıştı, hatırlarsınız. Ordu’ya geldiğinde komik bir olay yaşanmıştı. (Bize göre komik) Bir grup işgüzar Ordulu kardeşimiz, denizden kayıklarla Abdullah Gül’ün konakladığı otelin önüne gelip, ”Fındığın Başkenti Ordu’ya Hoşgeldiniz Sayın Cumhurbaşkanımız” yazılı bir bez açmışlardı. Televizyondan olayı gördüğümde kendi kendime; ”Bu kadar arsızlık olur mu yahu?” diyerek mırıldandığımı anımsıyorum. Oysaki, o slogan Giresun’un öteden beri taşıdığı bir etiket, bir damga, bir patent.

giresun-fındığı

Orduluların ne yaptığı pek umurumda değil aslında. Bana tuhaf gelen, hiçbir Giresunlu yazar çizer, siyasi kişilik, fındık tüccarı ve üreticisi; yani hiçbir Giresunlu çıkıp da ”Ne oluyor kardeşim, bu slogan hırsızlığı da nedir?” demedi. Hiçbirimiz hakkıyla önemsemedik, geçiştirdik.

”Bu iş sloganla olmaz öyle, fındığın başkentinin Giresun olduğunu dünya bilir.” diyebilirsiniz. Doğru da dersiniz. Örneğin; Türkiye’den fındık ithal edecek bir İsviçre çikolata firması, siparişini verirken şu notu da düşer: ”Giresun quality” (Giresun kalite) olacak. Bizim kimseye fındığın ve fındık kalitesinin başkenti olduğumuza delil sunacak, ortalıkta bağıraşacak bir gerekliliğimiz yok çok şükür. Ama mesele bu değil! Mesele, bizden çalınanlara sessiz sedasız oluşumuz, sönük duruşumuz.
Bakın bir hırsızlığa daha taze bir örnek sunayım. Geçenlerde bir arkadaşımla Rize’ye gittik. Şehirde dolaşırken çayla simit çekti canımız. Bir simit evi bulup girdik. Sipariş verirken gözüm ürünlerin sunulduğu tezgahta Giresun simidine takıldı. Arkadaşıma dönüp ”Aaa bak bizim simit buralara kadar gelmiş.” dedim.

İlginizi çekebilir:  Sahi ''Heri'' ne demek?

Tezgahtar lafa girip sordu: ”Hangusi?
-Şu susamsız olan, kemik simit de deriz.
-Rize simudini mu diyusun?”
Bir an ben ve arkadaşım şaşkınca birbirimize baktık.
”Bunca zamanın Giresun simidi hangi ara Rize simidi oldu?” dedim. Tezgahtar yoğun, biz de yorgun olduğumuzdan konuşma burada noktalandı.
Bu büyük bir hırsızlıktır. Bu kültürel olan ama hiçbir kültürde yeri olmayan bir hırsızlıktır. Burada suçun tamamını hırsıza yüklemek de doğru değildir. Malına, senden olana sahip çıkacaksın arkadaşım. Çaldırmayacaksın!
Yarın o simidi Rize simidi diye sipariş verirsen, suç senindir.
Sönük ve silik duruşluluğumuza bir örneklemeyle devam edeyim. İstanbul’da yaşadığım dönemde bir akşam eve giderken hamsi alayım dedim. Hamsiyi tartarken satıcı ”Trabzonlu musun gardaş?” diye sordu.
”Nereden anladın?” dedim, ”Hamsi alıyorsun, daha nereden anladını var mı birader?” deyip bayat bayat sırıttı.
(Bu hamsi öyle bir şey ki, Trabzon’da çıkar sadece ve Trabzonlular tüketir. Giresun sularına girmez, sınırı geçmez. Ve Giresunlu da hamsi yemez zaten!)

İlginizi çekebilir:  Giresun için geri dönüşüm formülü!

giresun-hamsi Hamsi denince aklına Trabzon gelen hamsi satıcısına kızmaya hakkım olmadığını düşündüm. Sizin de hakkınız yok buna. Türkiye’de hamsinin en çok Giresun’da tüketildiğini, en zengin pişirme ve sunma çeşitliliğinin de Giresun’da olduğunu biliyor muydunuz?

İnsanın gücüne gidiyor şehrinin kültürünün sivrilmemesi. Oysa ki ne çok zenginlik içindeyiz. Ve ne çok fukaralık çekiyoruz zenginlik içinde. Eğer bir gün Ordulu bir arkadaşınızın düğününe gittiğinizde, Giresun karşılamasını Ordu karşılaması diye oynadığınızda ne gevelemeye çalıştığımı anlarsınız. Kötü bir deneyim! İşte sahip çıkamamak, elinden çaldırmak budur. Karadeniz’e özgü ne varsa, hepsini bizden başka herkes sahiplenip, üstüne oturmuş. Topal Osman Ağa’ya kimler, ne zaman sahip çıkar bilemiyorum!

Kaptırdığımız varken, bir de bizden olmayan tuhaflıklara öykünmüyor muyuz?! İşte hep yek!
Bir akşam radyoda bir programı dinliyorum. Bir dinleyici aradı programı ve sunucu nereli olduğunu sordu. Giresunlu imiş.
Sunucu:  Nasılsınız?
Bizim Giresunlu:  İdare edeyruk, mesaideyük çalışayruk.

İlginizi çekebilir:  Bir Giresunlunun sahip çıkması gereken değerler

Bir la havle çektim, radyoyu kapattım.

Hiçbir Giresunlu ”edeyruk, gideyrum, çalışayrum” diye konuşmaz. 40 yıllık Giresunluyum, ben duymadım. Bu ağız Giresunlulara ait değildir! Bu neye ne amaçla öykünmektir Allah aşkına? Bu, senden olmayanı sahiplenmek ezikliği de nedir? Eften işlere, püften güçlere kafa yoruyoruz ama iş gerçekten elimizde tutmamız gerekenlere gelince, biz yokuz.

Sahiplenmek, sahiplenmek derken bu gibi abukluklardan bahsetmiyorum. Ben, iki Giresunlu’nun tecavüzcü Coşkun Giresunlu’dur, Giresunlu değildir tartışması yaşayıp, yumruk yumruğa birbirine girdiğini gördüğüm günden beridir, özeleştiriyi memleketim ve memleketim insanları için bir görev saydım.

Hamsi, kemençe, renkli peştemal, mısır unu, fındık, kiraz turşusu, pancar diblesi, simidi bizim olsun, bırakalım tecavüzcü Coşkun kimin olursa olsun!

Yorum bırakın

14 Yorum

  • Selamlar ,
    Herzaman oldugu gibi sakinligimi koruyarak cevap verecegim, fazla degil az olsun oz olsun.

    “YEMEYENIN MALINI YERLER”

    Giresun olarak Giresun’lu olarak, reklamini yapmaktan utandigimiz cekindigimiz ne varsa birer birer kaybediyoruz ve bu bizi yavas yavas haritadan silmeye dogru ilerletiyor.
    Lutfen kardeslerim GIRESUNUMUZN DEGERLERINI HEP BERABER DESTEK CIKALIM KONUSALIM PAYLASALIM ELIMIZDEN NE GELIYORSA YAPALIM… yoksa cok gec olabilir

    Sevgilerimle..

  • Nasıl Giresun ekmeği Trabzon ekmeği, Nasıl “ordu giresun bulancak bu işin sonu ne olacak” kolbastı olduysa, simitte Rizenin olur. Giresun pastasını Erzurumda yedim ve iddaa ettiler, Erzurum simidi diye benim tek bir cevabım oldu içine koyduğunuz fındık nereden geliyor :) simit konusuna gelirsek bir yerdede rus simidi olarak görmüştüm :D

  • Bir arkadaş güzel demiş; ticaretini yapamadığın ürünleri bir bir kaybedersin. Bu aklımızda bir yerinde bulunsun.

    Evet Rize’de de benzer bir simit var ama aynı değil. Burada ki mevzu aslında simit değil.

    Giresunlu değerlerini yaşayarak yaşatmayı beceremiyor. Öncelikle bir çok değerini, güzelliğini bilmiyor memleketinin.
    Yeni nesil şehrinde ve dolayısıyla kültüründen çok uzak.

    Bunun sosyo-ekonomik bir çok nedeni var. Nedenleri araştırılıp çözümler üretilmeli. Bunun için -devlet desteğiyle olursa güzel olur- araştırma merkezleri kurularak çeşitli projeler ile halkı öz vatanına, değerlerine sahip çıkmaya teşvik etmeliyiz. Günümüz Türkiye’sinde çok zor bir mesele ama bir yerlerden başlamak gerekir.

  • Giresun simidinin özelliği pekmezli olmasıdır. Rize simidi pekmeze bulanmaz. Başarı simit dünyasının menüsüne Giresun Simiti olarak simitimizi eklettirip tüm dünyada sattırabilmektir

  • İstanbulda yaşadığım bir dönem üsküdarda bir fırında rastlamıştım,sahibini sordum eleman rizeli olduğunu söyledi,bir farkı yoktu,galiba onlarda yapıyor,ama değerlerimizi tescil,biz sahip-çıkmıyoruz ama başkaları çıkıyor

  • Yazınız için tebrik ederim emeğinize sağlık. Yazınızın amacı da can alıcı bir nokta ki net bir şekilde ifade edilmiş ancak keşke rize simidi konusunda hırsızlık gibi incitici bir tabir kullanmasaydınız. Evet rize simidi diye bir simit var hatta laz simidi diye de geçer ve tat olarak da boyut olarak da giresun simitinden farklıdır. Bende giresuna geldiğimde sizinle aynı şaşkınlığı yaşamıştım ama ikisininde farklı olduğunu gördüm. Yani aslında kimse kimsenin var olan birşeyini çalmadı. http://www.lazuri.com/tkvani_ncarepe/f_a_teknoloji_laz_simidini_yenemedi.html

  • Bunu Ankara’da Büyükşehir belediyesi yapıp simitçilere dağıtıyor. Seyyar simit satılan yerler bellidir. Önce şehirimiz sahip çıksın simidine