Giresun Kemençesi Ünlü Şahsiyetler

Kayıtlara Geçmeyen Bulancaklı bir Kemençeci “Mahmut Kılınç”

Mahmut Kılınç
Mahmut Kılınç
facebook-profile-picture
Bu sitedeki içerikler Gönüllü Giresun Blog yazarları tarafından hazırlanmaktadır. İçerikten dolayı giresunblog.com sorumlu tutulamaz. Siz de buraya tıklayarak Giresun Blog'da gönüllü yazar olabilirsiniz.

Mahmut Kılınç 1Büyük şehirlerin dışında taşra sayılabilecek yerlerde çocukluk geçiren her insanın bir köy hikayesi vardır mutlaka. Benim de Çocukluk ve gençlik yıllarımın büyük kısmı Giresun Bulancak’a bağlı Ucarlı/Uçarlı Köyünde dedemin yanında geçti. Şehir merkezine çok yakın olduğu için köy halkı çoğu zaman şehre yürüyerek gidip gelirdi. Ev ile olan iletişim kopukluğundan dolayı da zamanımın çoğunu köyde, dedemin yanında geçirirdim. Dedemin evinin hemen çaprazında Mahmut ustaların 2 katlı evi vardı. Kapısından her daim köpek havlamaları eksik olmaz ve kapısından geçmeye bile korkardık. Mahmut amca, inşaat ustasıydı, yıllarını Bulancak ve çevresinde evler yaparak geçirmiş ve emekli olmuştu. Beyaz deriden ve arkasına bastığı yumurta topuk ayakkabıları vardı hatırladığım. Mavi yada siyah bol paça pantolonu ve kollarını tek kat kıvırdığı gömleği her daim ütülü olurdu. Yaz ve kış eksik etmediği yuvarlak kasketi ile geçerdi dedemin evinin önünden. Kilolarından dolayı Yürüyüşü ağır ve külhani idi. Kırmızıya çalan yüzünde metal çerçeveli gözlükleri ile dedemin harmanına bir göz bakar eğer dedem varsa selam verir ve aynı ağırlıkta geçer giderdi. Bazen gene böyle geçerken, yukarıdan aşağı inen bir araba, o işaret etmeden dururdu. Mahmut amca kollarını giymeden omzunda tuttuğu hırkayı eline alır ve iri göbeğini usulca arabaya yerleştirirdi.

Mahmut Kılınç 9Yazdıklarımda da anlaşılacağı gibi çocukluk ve gençlik yıllarımın en bilindik karakterlerinden biriydi Kemençeci Mâmud Usta. Köy ahalisinin seslendiği kadarı ile yöredeki lakabı “Güdemenin Mâmud” idi. “Güdemen” lakabı, babasının aşırı kiloları yüzünden verilmiş ama babasının asıl adı Abdullah. Annesinin adı Meyise, ama her ikisini de hatırlamıyorum ve ne zaman vefat ettiler bilmiyorum. Mâmud usta, askerliğini bahriye eri olarak Çanakkale’de yapmış. Evinin duvarında sararmış çerçeveli bahriye kıyafetleri ile genç, dolgun yanaklı sarışın bir asker selam verirdi her bayram ziyarete gittiğimizde. Bir keresinde kemençe çalmayı nereden öğrendiğini merak edip sormuştum.

İlginizi çekebilir:  Kayadibi yurdu öğrencileri Güre'ye indirimli ulaşım kartı istiyor

Mahmut Kılınç 8Kendisinden dinlediğim kadarı ile Çanakkale’de askerliğini yaptığı esnada Trabzonlu bir usta askerden kemençe çalmasını öğrenmiştir. Asker dönüşü inşaat işlerinde çalışarak geçimini sağlarken kemençe çalma usulünü de iyice öğrenmiş ve yöre düğünlerinde boy göstermeye başlamış. O yıllarda Bulancak genelinde başka bir kemençe ustasının varlığından haberdar değiliz.

Dedemin 2 Katlı, içeriden merdivenli, ahşap taş karışımı köy evi dahil köyümüz ve civar köylerdeki bir çok Tarihi Karadeniz evinde emeği olduğu söylenir. Yöreye özgü Karşılama oyun havasını yeni yeni öğrendiğimiz çocukluk yıllarımızda, yanına her gidişimiz de duvarda asılı kemençesini eline alır, at kılından yayı, kucağına bir çocuk gibi oturttuğu kemençeye gelişi güzel sürterek atma türkü ve bilindik oyun havalarından söylerdi. Sonra karşılama havasına geçerdi ki;

Mahmut Kılınç 7onun sesinden

“Oy Miralay Miralay,
Askerin alay alay,
Al kızları askere,
Olsun askerlik kolay

“Ben başıma koyamam,
Miralayın fesini,

İşittikçe duramam,
Nazlı yarin sesini”

Türküsünü, davudi sesi ile dinlemek büyük keyifti. Bu hava çaldığı zaman hala yerinde duranı azarlayarak kovar, oynayan olursa coşa gelir “yaşşa,yaşşa, dik, dik, dik oyna” diye türkü nakaratı ile askeri komut arası melodik tamlamalarda bulunurdu.

Mahmut Kılınç 2Hayat sadece hoş hatıralardan ibaret değil elbet. Kemençeci Mâmud Usta da iyi olduğu kadar kötü huyları da olan biriydi. 2 hanımı, gurbette bir oğlu ve iki kızı ile 2. Hanımından olan ve hep yanında olan bir oğlu vardı. En küçük oğlunun yaşı bize yakın sayılır ancak psikolojik sorunları olduğu için okuyamamış babası ile inşaat işlerine giderdi. Mâmud Usta bazen alkolü fazla kaçırır ve ev halkı ile tartışır, kavga ederdi. Karadeniz de bir zamanlar yaygın olan el yapımı tabancalardan taşımak ve satmaktan da bir kaç kez ceza evine girip çıkmıştı. Mâmud Usta sinirli ve katı yapısına rağmen oğluna hem inşaat işlerinde hem de kemençe çalma konusunda ustalık etmiştir. Oğlu da en az babası kadar güzel kemençe çalar ve ondan aldığı usta çırak geleneği ile onun usulünü devam ettirirdi. Ağustos ayında dedemin fındık bahçesinde fındık toplarken Ferdi; bizimkilerin isteğini kırmaz, evden gizlice babasının kemençesini alır ve bize kemençe çalardı. Fındık bahçesinin serinliğinde dertli dertli inleyen kemençe sesinde kendi dertlerini de haykırıyor ve gönlünü rahatlatıyordur belki de, kim bilir.

İlginizi çekebilir:  Değerli Şair Hasan Lami Ergül

Mahmut Kılınç 6Mâmud usta yöre düğünlerinde hatırı sayılır ailelerin, düğünlerinin en önemli konuğuydu. Düğün sahibi Mâmud Ustanın evine “özel araba” gönderir,  usta da evden çıkarken kemençe gaydası vurarak, arabaya bir devlet adamı edası ile binerdi. Kemençe sesi aracın camlarından sokağa yayılırken araç evimizin önünden uzaklaşır giderdi. Eğer o gece köyde isem, gecenin ilerleyen saatlerinde, kemençe sesi ile giden aracın gene kemençe sesi ve bağırışlar eşliğinde geri döndüğünü duyar, pencere ye koşardım. Mâmud Usta araçtan kocaman göbeği ile zor bir hal iner, elindeki kemençeyi bırakmadan, belinde taşıdığı Karadeniz işi tabancasını havaya doğrultur ve birkaç el ateş ederdi. Tahminimce bu, uyuyan ev halkını uyandırmanın en pratik yolu idi. Ancak her seferinde sadece ev halkı değil bütün köy uyanır, pencerelerin solgun ışıklarından perdeler aralanır ve komşunun evi gözlenirdi. Şaziye ve Nezire Hanımlar gecenin bir körü dışarı çıkar, Mâmud ustanın iki koluna birden girer ve o ağır gövdeyi eve taşımaya uğraşırlardı. Tabi Ustanın ağzında küfrün bini bir para olurdu. Dedem tabanca sesine uyanır ve camdan dışarıyı bir süre izler söylenirdi. Bilmem kaç yüz kere şahit olduğu bu duruma her seferinde üzülür, hanımlara ve oğluna sabır dilerdi.

Mahmut Kılınç 5Yıllar yılları kovaladı. Ucarlı köyünün kararmış çinko damlarını onlarca kere kar örtüsü kapladı. Onlarca kere bahar güneşi toprağı dürterek uyandırdı. Yağmurlar çinko damları döverek sayısız kere eşsiz bahar ve yaz şarkılarının tınılarını işledi kulaklara. Bizler öylesine dinlerken bu tınıları, belki o; kemençe gaydasıyla eşlik ediyordu evinin penceresinden dış dünyaya bakarken. Her yıl tekrarlanarak sürüp giden bu olaylar, Mâmud Usta’nın hastalanıp elden ayaktan düşmesiyle sona erdi. Daha sakin ve daha uslu, ton ton bir ihtiyara dönüşmüştü; düğünlerin ve rakı sofralarının bu iri kıyım baş köşe misafiri.

İlginizi çekebilir:  Giresun Blog ile Off-Road deneyimi kazananlar

Mahmut Kılınç 3Yaş ilerleyip hastalık ve doktor da evin gediklisi olunca doğal olarak kemençe sesi de artık duyulmaz hale geldi. Bazen yukarı mahalleye çıkarken evinin balkonunda uzanmış görür selam verirdim, zaman sonra fark ederdi. Kim bilir evinin balkonunda otururken nerelere dalıp gider ve hangi  anılara özlem duyardı. O şaşaalı günler, küçük dağların efesi olunan zamanlar mum ışığı gibi sönüp gitmişti. Az sayıda insan artık kapıyı çalıp hal hatır ediyor, ya da yoldan geçenler sadece “Dııt dıt” bir araba kornası ile selam vererek geçip gidiyorlardı.

Mahmut Kılınç 4Kemençeci Mâmud Usta; neşeli ve hüzünlü türkülerini, duvarda asılı kemençesini ve iki hanımını da geride bırakarak 2013 yılının 26 Nisanında hayata veda etti. Kemençeci Mâmud Ustanın Türküleri ve hayatı belki bir gün Mahalli araştırmacılar tarafından derlenecek ve bir kitabın sayfaları arasında yerini alacaktır. Kayda geçmemiş derlenmemiş atma türküleri Karadeniz kültürüne miras bıraktığı oğlu tarafından düğünlerde veya fındık bahçelerinde gene söylenmeye devam edecek. Görüp işittiğimiz iyi ve kötü huyları ile bu dünyadan Kemençeci Mâmud Usta isminde iri kıyım, göbekli, kırmızı yüzlü bir adam geçti vesselam.

Ruhu huzur bulsun…

Ses kaydı yapılabilen kasetçalarların olduğu dönemlerde kendi sesini kaydettiği karadeniz atma türkülerinden biri…

Bu makale 08.012.2014 tarihinde www.okurvegezer.com sitesinde de yayınlanmıştır.

Yorum yaparak bu yazıdaki tartışmaya katılın

4 Yorum

  • 2 önerim 1 de sorum var şimdi. Ölülerinizi iyi yönleriyle anınız der sevgili Peygamber aleyhisselam. Ölmüş adamı çekiştirmeyelim şimdi :)

    Diğer önerim ise anlatımınızı çok beğendim ve okurken şu fikre geldim.Şu yöresel kahramanlarımızın hikaye kitapları yapılsa yayınlansa keşke çocuklara yönelik. İlkokul seviyesinde 10-15 sayfalık resimli . Çocuklarımız bizim gibi yerel değerlerimizi bilmeden büyümese böyle. Sanki iyi olur gibi. Hatta bunu Giresunblog yapsın . Arkasına önüne de yapıştırın logoyu. Bundan iyi reklam olmaz bence. Bize nasıl tanıtırız kendimizi daha etkin diye soruyorsunuz ya. Bence çocuklara kendini sevdirebilmek en sağlam reklamdır. Çünkü insan çocukken kabullendiğini ileriye de taşır.

    Sorum ise şu ki şimdi bu oy miralay türküsünü bu amca mı uydurmuş. Eğer öyleyse süper bi genel kültür bilgisi bu yani
    araştırma iiçin teşekkürler.

    • İlginiz ve esprili yorumlarınız için teşekkür ediyorum. Oy Miralay Türküsü, Karadeniz yöre türkülerinin neredeyse tamamını derleyen Muzaffer Sarısözen tarafından İsmail Doğan kaynak alınarak TRT repertuarına aktarılmıştır. Çocukluğumda bu türküyü Kemençeci Mahmut Ustanın yorumundan dinlemiştim. Davudi sesi ile öyle güzel okur ve oynatırdı ki, hatırasını paylaşmak istedim…

  • Calışmalarınızdan dolayı tebrikler ancak Kemençeci Hasan var o da eski bir sanatcı kendisinin bir de kasedi var ve Bulancaklı ayrıca Cerkez Ethemin oyle ya da boyle ders kitaplarında olup (Nine Hatun ve Sütcü İmamı konudan ayrı tutuorum ) Topal Osman gibi Batum Fatihi die anılan kahramanın hicbir şekilde Giresunlular haricinde bilinmemesi bence daha acı :(

    • Onur Bey çok haklısınız, ne yazık ki Kemençeci Hasan hakkında ben dahil bir çok Giresunlunun da haberi yok. Batum Fatihi olarak addedilme nedeni de dahil olmak üzere Kemençeci Hasan hakkında bildiklerinizi yada duyduklarınızı giresunblog ile paylaşırsanız bölgenin kayıt dışı tarihinin aydınlatılmasında bir taşta siz koymuş olursunuz.

%d blogcu bunu beğendi: