Beyin Fırtınası

Bu aralar pek çok bayramımız var

Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk
Yazan: Merve Eda
Bu sitedeki içerikler Gönüllü Giresun Blog yazarları tarafından hazırlanmaktadır. İçerikten dolayı giresunblog.com sorumlu tutulamaz. Siz de buraya tıklayarak Giresun Blog'da gönüllü yazar olabilirsiniz.
Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

Bu aralar pek çok bayramımız var. 23 Nisan, 19 Mayıs, Anneler Günü. Hepsinin içinde de bir öğretmen oluşu dikkatimi çekti. Öğretmenler birçok insanın hayatında büyük bir yer kaplar. Kimileri ilk bilgisini öğretmenle öğrenmiş, kimisi de her şeyini onunla öğrenmiş..

Herkesin ‘’Öğretmen nedir?’’ sorusunun cevapları farklıdır. Her şeye hatta öğretmene bile bakış açısı farklıdır. Kimi öğretmenleri benimser, sever kimi de öğretmeni benimsemez, gereksiz bulur fakat pişman olur. Bana göre öğretmen ‘’hayat’’ tır. Böyle düşünmemin en geçerli sebebi ise şudur: Öğretmen size bir bilgi verir. Ama bilgi yanlıştır. Bir meslek sınavına girersiniz eğer bu sınavı kazanırsanız istediğiniz mesleği olabileceğiniz açısından önemli bir sınavdır. Öğretmenin yanlış verdiği bilgiden bir soru çıkar ve siz öğretmeninizin söylediğini işaretlersiniz. Ve bir sorunuz gider… Ve sınavı sadece bir soruyla kaybedersiniz.

Öğretmen hayattır. Bana göre öğretmenler yumuşak olmalı. Yumuşak deyince aklınıza her söylenene sakin cevap veren olarak gelmesin. Yani öğrencilere gözdağı verip, onları tehdit etmesin. Bu onun zararına olur çünkü öğrenciler bundan etkilenir, zarar öğrencileredir. Bir kere öğretmen okula; ‘’Bugün bilgi öğretmeliyim.’’ Düşüncesiyle gelmeli. Öğretmen yaramaz bir sınıfa ders işlemeye girerken ‘’Öf yine mi bu sınıf!’’ diye girmemeli. ‘’Hadi bakalım, inşallah bugün daha iyi bir sınıf görürüm.’’ diye girmelidir. Öğretmenler öğrencileri rencide etmekten vazgeçmeli.

İlginizi çekebilir:  Yağlıdere mi büyük Türkiye mi?

Öğretmen, derse ‘’Ders anlatmak’’ için girmeli öğrencilere laf çakmak için değil… Öğretmen derse hâkim olmalı, derse öğrencilerin hâkim olmasını engellemeli. Öğretmenin hakiki görevi bilgi öğretmek değildir aslında. Herkes öğretmenin görevini ‘’bilgi anlatmak, öğretmek’’ diye bilir ama öğretmenin asıl görevi öğrencilere kendi tecrübesini yansıtmaktır. Bilgi herkesten öğrenilir, ama tecrübe bulunmaz.

Öğretmenler tecrübenin eş anlamlısıdır. Bunun için öğretmen sürekli oflayıp puflamak veya ‘’İnşallah bir gün sende benim gibi öğretmen olursunda öğrencilerin sana senin bana yaptıklarının aynısı yapar’’ demek yerine öğrencilere yanlış davranış yaptıklarını, bu yanlış davranışın sonuçlarını söylemelidir. Artık öğretmen bunu söylesin, öğrenci anlamasın. Bu öğrenciye kalmış bir şey. Zarar kendine. Şahsen ben sürekli öğretmenlerimden ‘’Gel kolaysa dersi siz anlatın’’ diye sözler duyuyorum. Yahu elimde olsa, bilsem konuları anlatıcam vallahi.

İlginizi çekebilir:  Belediyelerimiz sosyal medyada nasıl temsil ediliyor?

Bir öğrenci olarak öğretmenlerden çok mu şey istiyorum, hayır. Benim istediğim sadece samimilik ve ayrımcılık olmaması. Mesela sınıfın en çalışkanı öğretmene bir soru sorar; öğretmen cevaplar veya sınıfın dersle alakası olmayan öğrencisi öğretmene bir soru sorar öğretmen cevaplama isteği bile duymaz. Bu nedir? Senin görevin nedir? Sen niçin bu sınıfa girdin? Neden ayrımcılık yapıyorsun ki? Veya öğretmenler sık sık ‘’Şu çocuktan adam olur da şundan olmaz’’ der. Ama sınıfın en tembeli bakmışsın doktorluk kazanmış. O zaman ne olacak halin? Her kişi de akıl vardır, aklı kullanmasını bilmeliyiz sadece. Öğretmende bu aklı çalıştırmaya hedeflemeli, öğrencileri eleştirmeye değil.

Yazımın sonlarına gelirken öğretmenlerimden bahsedeceğim. Benim birinci öğretmenim; Atatürk. İlk başöğretmen, ilk öğretici Atatürk. Ben onun sayesinde klavyeye bu harflerden basıyorum. Sizler onun sayesinde bu yazımı kolaylıkla okuyorsunuz. Hepimiz, onun sayesinde öğreniyoruz. İkinci öğretmenim; Annem. Onun sayesinde buralardayım, onun sayesinde oturuyor, kalkıyorum. Onun sayesinde gülüyorum hayata. Onlar benim, sizin, hepimizin öğreticisidir. Anne yürütür bizi, anne okur bize ilk masallarımızı. Benim öğretmenler hakkında düşüncem bu kadardır. Son bir cümle; öğretmenim, sizin gerizekalı dediğiniz bu çocuk doktorlukta kazanır, mühendislikte. Ama Öğretmenler Gününde yanınıza gelir, hediyesini verir.

İlginizi çekebilir:  Bir neslin hikayesi, Bulancak İskelesi

Eskiden ‘’Salak bu çocuk, bundan bir şey olmaz’’ dediğiniz çocuk sizin yanınıza ayak bastığında gururlanan ve yeni öğrencilerinize ‘’Bakın bu benim eski öğrencim’’ diyen yine sizlersiniz. Demek istediğim öğrenciye hakaret etmek veya onları incitecek, rencide edecek sözler söylemenizin bir manası yok. Her öğretmenin bilinçlenmesi, Türkiye’ye yeni ve ışık saçan öğrenciler yetiştirilmesi dileğim. Hoşçakalın.

Yorum yaparak bu yazıdaki tartışmaya katılın