Ana Sayfa Blog

Mehmet Sırrı Öztürk: Giresun Görele’nin Kemençe Üstadı

0

Giresun Göreleli Kemençe Üstadı Mehmet Sırrı Öztürk ile bir gün geçirdik.

Kimse Giresun’u “zor” bulmasın

1

Dünya markalaşıyor; şehirler, ülkeler isimlerini, ürünleriyle tanıtıyor. Karadeniz ve Karadeniz’in en bakir şehri Giresun dünyanın nadir coğrafyalarından, el değmemiş talan edilmemiş yerleri halen var. Ve tabi ki yöresel olarak bilinen fakat her geçen gün başkalarının sahiplenmeye başladığı ürünlerimiz…

Geçenlerde bir yerde denk geldim; Karadeniz’de evinde bir iki çift hayvanı bulunan, her evde yapılan ve kullanılan tereyağına Trabzon Tereyağı adı konulmuş. Bizim bildiğimiz tereyağına Trabzon Tereyağı denilmiş, halt edilmiş. Bunu Giresun’a mal edelim demiyorum, elbette bazı ürünler vardır ki geleneksel olarak aynı coğrafyaya sahiptir ve de onu sahiplenmek etik olarak doğru olmaz. Fakat Giresun en azından bu ürünlerin başkalarının sahiplenmemesine, daha kapsamlı ifade edilmesine ve tanıtılmasına ön ayak olmalıdır. Bunu başkaları yapmıyor, en azından bu ahlakı gösterebilmeli.

Çavuşlu Ekmeği Vakfıkebir ekmeği oldu. Giresun’da bile bu isimde satışlar yapılıyor ve ne yazık ki kimse bu işe el atmıyor. Karadeniz hamsisi olayı da bitiyor. Yakında Trabzon hamsisi diye tezgahlarda yer almaya başlarsa şaşırmayın. Kadırga Yaylası olaylı bir şekilde Eynesil Ören köylülerinin aleyhine sonuçlandırılarak yok edildi. Bugün Giresun’un otlak olarak bile hak iddia edemediği Kadırga Yaylası davası sebebiyle insanlar birbirine küstürüldü. Kendine has horon ve kemençesiyle Çepni Türk geleneğinde çok önemli bir yeri olan bu geleneğin üstüne tamamen siyasi sebeplerle beton döküldü.

Kadırga Yaylası denilince artık akla Giresun gelmiyor. Kemençenin başkenti Görele, üzerinde en çok durmamız gereken meselelerden biri bu. Kemençe de Karadeniz’e ait olmaktan çok bir büyük şehre aitleştiriliyor. Aynı şey tulum için de yapıldı. Kâtip Şadi üstat hala ayaktayken bu iş üzerinde daha çok durulmalı. Bir başka komşumuz Ordu’nun Perşembe yaylası reklamlarından geçilmiyor, Perşembe yaylası markalaştırılıyor. Önemli bir çalışma, geç kalmadan bizde daha kapsamlı çalışmalar yapmalıyız.

Samimiyetle söyleyebilirim ki son yıllarda Giresun birçok konuda ciddi adımlar attı. En azından bu konuda gözler açıldı. Yöresel tatlar, spor aktiviteleri ve şehir tanıtımlarına önem verilmeye başlandı. Bir zamanlar bunları hiç göremezdik. Giresun Tombul Fındığı, Tirebolu Çayı, Giresun Simidi, Giresun Tavası, Patar Kadayıf, Giresun Kalesi, Giresun Adası gibi markalarımız var. Başta bunların zenginleştirilmesi ve yeni markaların kazandırılması için şimdi daha çok emek sarf etme zamanı. Piraziz’den Eynesil’e, Merkez’den Şebinkarahisar’a kadar elimizde ne varsa değerlendirmeliyiz. Şehrimize ait markalar oluşturmalı, patentleri, yöresel işaretleri ne gerekiyorsa alınmalıdır. En küçük detay atlanmadan yer ismi, yemek ismi, müzik vb. akla gelen her şey uzun ve kısa vadede planlı bir şekilde duyurulmalı ve merak haline getirilmelidir. Örneğin, kirazın anavatanı denilen bir şehirde, sıfır rakımda sahil kıyılarına çam ağaçları dikilmemeli. Sahillerimiz kiraz, fındık vb. yöresel ürünlerle süslenmelidir. Birkaç yıl sonra şehir şehir Kiraz – Fındık festivalleri yapılarak ulusal bir marka haline gelinmeli.

Sahillerimiz duble yollarla mahvedildi fakat artık olan oldu, bu yolu kucağında bulan nesiller olarak düzeltmek bize düşer. Şehirlerimize siluet oluşturacak şekilde süslemeler, gezi parkurları, bisiklet yolları ile yolun zararı düşürülmeli. Bu anlamda en uzun yol ödülleri kovalanarak marka reklamlar oluşturulmalı. Karadeniz’de daha çok Giresun’a özgü iskele geleneği her ilçemizde ilerletilmeli. Bir zamanlar Bulancak İskelesi‘nin aldığı en uzun iskele ünvanı gibi belki küçük ama önemli detayların üzerine düşülmeli. Küçük şehir Giresun gibi ironik bir yaklaşım bile ulusal arenada ilerletilebilir. Bir kaç vasıtaya binmeden bir yerden bir yere gitmenin mümkün olmadığı, zamanın çoğunun trafikte geçtiği büyük şehirlerin aksine Giresun’un küçük olmasına vurgu yapılarak dikkatler cezbedebilir. Yine sakin şehir projeleri kovalanarak ilçelerimiz turizme açılmalıdır.

Her köşemizde muhteşem ürünlerin çıkacağından eminim sadece üzerine daha ciddi bir şekilde düşülmeli, netice kısa zamanda alınacaktır. Bir de Giresunspor ve YeşilGiresun Belediyespor gibi takımlarımız maddi ve manevi anlamda desteklenmelidir. Bu markalar kazanılması zor fakat etkisi yadsınamaz derece büyüktür. Sonuç olarak imkanlar elimizde, yapmamız gereken kendi evimizdeki kendi eşyalarımızı daha iyi pazarlamak ve başkalarının bizim evimizdeki eşyalar üzerinden prim yapmasına engel olmak.

Tabi ki başarabiliriz…

Video: Kemençe’nin Üstatlarıyla Tanışın

0

21 Mart sosyal medya paylaşımımız ve Ak Parti Giresun Belediye Başkan Adayı Aytekin Şenlikoğlu’nun açıklaması hakkında.

1

Dün sosyal medya hesaplarımızdan, bir takipçimiz tarafından bize gönderilen fotoğrafın doğruluğunu tartışmak ve eğer gerçek ise yetkililerce önlem alınmasını sağlamak amacıyla yaptığımız paylaşımımızın ardından Ak Partili Giresun Belediye Başkan Adayı Aytekin Şenlikoğlu bir açıklamada bulunmuştur. Platformumuzun yapısının farklı anlaşılmalara mahal vermemesi adına bir açıklama yapma gereği duyduk.

Dünkü Paylaşımımız;

Bunun kime ait olduğunu bilmiyoruz, görünce şok olduk, paylaşmak istedik. Ziyarette hiç bir sakınca yok tabii ki ama…

Posted by Giresun Blog on Wednesday, March 20, 2019

Giresun Belediye Başkan Adayı Aytekin Şenlikoğlu’nun duyurusu;


Bilginize sunarız;

Yıllardır Giresun Blog olarak hemşehrilerimizin çıkarlarını ve huzurunu göz önünde bulundurmuş tarafsız bir oluşumuz, bir haber sitesi değiliz. Giresun Belediyesi‘den Giresun Valiliği‘nin sorumluluğuna kadar olan şehrin tüm problemleriyle ilgili; paylaşımlar yapıp ve imza kampanyaları düzenleyip kamuoyu oluşturarak söz konusu sorunları çözüme kavuşturduk. Yetkililer de daha yaşanabilir bir Giresun için bu yönde olumlu adımlar attılar. Detayları internet sitemizde inceleyebilirsiniz.

Dünkü paylaşımımız da benzer şekilde başkan adayını karalama kampanyası olmayıp, söz konusu duyuruyla evine ekmek götürmek isteyen hemşehrilerimizi cezai işlem ile zor durumda bırakmayı hedefleyen yönetimle alakalıdır. İsteğimiz her zaman olduğu gibi bunun da yetkililer tarafından incelenmesiydi. Aytekin Bey‘in bu duyurusuyla, konunun incelendiğini gönül rahatlığıyla görmüş olduk.

Gönderimize gelen yorumlarda benzer bir zorunluluğun daha önce Giresun’un CHP’li Belediye Başkanı Kerim Aksu için de uygulandığı belirtilmektedir. Her kim için olursa olsun bu durum oldukça çirkindir. Diğer bir çoğunluk da böyle bir duyurunun gerçekten mevcut olduğunu söylüyor. Paylaşmamızın nedeni de bu durum şayet ki doğruysa önleminin alınmasıdır. Giresun Blog yapısı gereği bu tür konuları, Giresunluların açık bir şekilde tartışabilmesine olanak sağlayan bir platformdur. Gurbetçilerden tutun, Giresun’da yaşayan herkesin düşüncesini ve görüşlerini almak bizi zenginleştiriyor ve çözüme kavuşturuyor. Bizim savunmamız; adaylardan da öte, böyle insanlık dışı bir uygulamanın şehrimizde, hatta bırakın şehrimizi ülkemizin hiçbir yerinde, uygulanmamasıdır.

Giresun Blog herhangi bir siyasi parti tarafından değil, Giresun sevdalısı gençler tarafından yönetilmektedir. Herhangi bir oluşumdan da maddi destek almamaktadır. Bizim için isimler değil, Giresun önceliklidir.

İlginize teşekkür ederiz.

Bol Fındık Tüketen İnsanların Yüksek IQ’ya Sahip Olduğunu Kanıtlayan 5 Durum

4

Fındığın fayda sağladığı o kadar çok şey keşfedildi ki, artık fındığın faydası olmadığı şeyleri konuşur hale geldik. Bu kadar verimli bir türü yetiştiren biz Giresunlular, fındığın faydalarını dünyaya ne kadar doğru olarak ifade edebiliyoruz orası tartışılır ama ünlü bilim adamları bizim için bazı araştırmalar yapmış.

En son Nutritional Neuroscience adlı bir kurumun yaptığı nöropektif bir araştırma sonucunda fındığın sağlıklı bir yaşlılığın oluşumuna öncülük ettiği, hafızayı geliştirdiği, IQ seviyesini yükselttiği ve anxiety olarak bilinen kaygı hastalığını azalttığı yönünde bulgulara rastlanmış.

Bunun dışında yıllar önce bazı üniversite öğrencileri tarafından Karadeniz insanına karışık zeka testi soruları da yöneltilmiş ve çoğunluğunun bu testlere doğru yanıtlar verdiği gözlemlenmiş. Belki sonucu siz de merak ediyor olabilirsiniz. İnternette bu tip IQ testlerini bulabileceğiniz bir çok kaynak var. Biz daha önce MentalUP’a baktık ve oradan çözdük. Sonuçlarımız gayet iyi duruyor :) Sizler de buradan çözüp sonuçları yorum bölümünden yazabilirsiniz. Testin linki şurada, buraya tıklayabilirsiniz: https://www.mentalup.net/blog/iq-testi

Bizce, zaten araştırma yapmalarına gerek kalmadan bile sadece Karadeniz Bölgesi’ni insanına ve kıvrak zekasına bakabilirlermiş. Biz bir de öyle yaptık ve haberlere konu olmuş Karadeniz Bölgesi’nden ilginç buluşları derledik. Buradan bile zaten IQ testine ihtiyaç olmadığı apaçık anlaşılıyor :)

Giresun’daki ters tabela

Bol Fındık Tüketen İnsanların Yüksek IQ'ya Sahip Olduğunu Kanıtlayan 5 Durum 1

Torpil geçerek ilk olarak kendi buluşlarımızdan başlayalım. Bunlardan biri ters tabela. Reklam amacıyla dükkanının tabelasını ters yerleştirmek isteyen Mustafa Yıldız, bu buluşuyla çok konuşulduğunu söyleyerek amacına ulaştığını belirtiyor. Tabelayı taktıkları andan beri herkes, onları tabelayı ters taktıklarına dair uyarıyormuş.

Trabzon’daki yük taşıma asansörü lüks otomobil

Bol Fındık Tüketen İnsanların Yüksek IQ'ya Sahip Olduğunu Kanıtlayan 5 Durum 2

Bir diğer ilginçliklerden biri de Trabzon’da yaşanıyor. İnşaatın en üst katına kum çuvallarını taşımak için vinç bulamayan vatandaşlar, makaraya sardıkları halatla içine kum torbalarını doldurdukları 61 plakalı son model bir aracı yukarı çekerek taşımışlar.

Rize’de uykuya yatan minare

Bol Fındık Tüketen İnsanların Yüksek IQ'ya Sahip Olduğunu Kanıtlayan 5 Durum 3

Rize’nin İkizdere İlçesi Karzavan Yaylası’nda çelik varillerin birleştirilmesiyle oluşturulan 7 metrelik bir minare, kış aylarında çığdan zarar görmesin diye her yıl yatırılıyor. Fikri Kurt’un tasarladığı makaralı düzenekle kışın yere yatırılan minare, yaz mevsiminde insanların yaylaya çıkmasıyla birlikte yine aynı yöntemle kaldırılıyor.

Şeffaf poşetle sinek-kovar yapmak

Bol Fındık Tüketen İnsanların Yüksek IQ'ya Sahip Olduğunu Kanıtlayan 5 Durum 4

Bu buluş artık neredeyse tüm Karadeniz Bölgesi’nde yaygınlaşmaya başladı. Sineklerden ve arılardan bunalan halk, içine su doldurdukları şeffaf poşetleri görünür yerlere asarak sinekleri uzaklaştırmayı başardı. Nasıl işe yaradığı bilinmiyor ama tahminler ışık yansımalarının onları korkuttuğu yönde.

Karadeniz’in Edison’u

Bol Fındık Tüketen İnsanların Yüksek IQ'ya Sahip Olduğunu Kanıtlayan 5 Durum 5

Rize’nin Pazar İlçesi Sahil Köyü’nde yaşayan 46 yaşındaki Şaban Ali Yazıcı, kuzineye monte ettiği bir sistemle elektrik elde edip birkaç ampulü yakmayı başardı.

Sokağın ruhu: Derviş Ağabey

4

Bir cumartesi günü kalabalık gazi caddesine doğru, sokağın tozunu yutmaya hevesleniyorum. Gözlerimle sokağın halkına, şenliğine ve coşkunluğuna tanık ederken bir yandan da şen kavramının hakkını veren caddelerimizin, sokağımızın özgür sokak sanatçılarına denk geliyorum. Son zamanlarda çok denk geliyorduk fakat artık birer birer çoğaldıklarını görmek ve caddelerce enstrüman ve seslerinin yankılanışlarıyla insanlarımıza enerjilerini empoze etmelerini görmek ve hissetmek … Eşsiz ve mutluluk verici.

Şöyle bir düşünüyorum da zenginleşmek; sanatı, sokak müziğini ve daha nicesinin şehrimize iğne iplik gibi işlenmesi ile gerçekleşecek.

Derken, sizlerle Gazi Caddesi mevkiinde bulunan Sanat Sokağı’na giriverelim diyorum. Bilenler…bilmeyenler. Ayrım yok! Curcunanın arasından sıvışıverin oraya, zaten merdivenlerden çıkarken karşılaşacaksınız Derviş Ağabey ile…

Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp der atalar ve niceleri. Sanatçının var oluşuyla güne doğar, sokağın özgürlüğü.  Kim bilir…

Kuracağımız bağın kesiştiği nokta ise; eşsiz yeteneği ve naçizane kafeslerimizden sıradanlaştırılmaya çalışılan düzenin insanı olmaktan sıyrılarak, ezilenin ve sokağın mavi umudu olmayı başaran… Ayrıca el emeği otantik takı tasarım ürünleri ve seramik üstüne doğaçlama işleme sanatçılığının hakkını veren: Derviş Ağabeyimiz…

Bir yudum sohbetini almadan, yanından geçmeyin derim!

E ben de bu soru-cevap sohbetimizi yazıya dökerek, sizlerle paylaşmak istedim. Gelin, röportajımızı okuyun…

whatsapp-image-2017-01-03-at-22-32-36– Sizce niçin sevmekten, iyilikten, özgürlükten ve saygınlıktan yoksunuz?

  • Öncelikle sevgiyi, sevginin nedenleri oluşturur. Nedenler de sevgiyi sorgular. Çünkü nedensiz sevgi diye bir şey yoktur. Sevgiyi oluşturabilmek için nedenler gereklidir. Bizim sorunumuz nedenlerimizi yitirmekten. Sevgiyi yitirmiyoruz, sevgiyi yok edecek nedenlerle boğuşuyoruz.

İyilik, iyilik kavramı çok göreceli bir kavram. Bana göre iyilik olarak görülen bir şey, sizlere göre iyilik olmayabilir. Ama bir gerçek var ki; tüm dinler önce bize insan olmayı emreder. Zaten iyilik insan olmanın evrensel boyutudur.

-En son hangi kitabı elinize aldınız ve yüreğinize dokundu?

  • En son okuduğum kitap, ‘’ İmam Cafer Buyruğu’’ Ama hayatımda beni en çok etkileyen kitap, ‘’Yüzyıllık Yalnızlık’’ tır. O kitap beni çok etkilemiştir. (Gabriel García Márquez tarafından yazılan bir kitap.)  Yine Dinamo’nun ‘’Kutsal İsyan’’ ve ‘’Kutsal Barış’’ ı, Erol Toy’un ‘’Kuzgunlar ve Leşler’’ kitabı benim için her zaman başucu kaynağı oldu. Ama uzun zamandır kitap okumuyorum. Nedense kitaba karşı bir küskünlük başladı.

-El emeği ve göz nuru işlemeli seramik sanatına ve takı tasarım yolculuğuna hangi adımla ayak bastınız?

  • İnsanlar sanatı: resim yapmak, heykel oymak, şiir yazmak, müzik yapmak ve enstrüman çalmak olarak düşünüyorlar. Ama asıl sanat, insan olabilmektir. Benim sanata yolculuğum, insan olmayı araştırmamla başladı. Benim için sanat, önce insan olabilmektir. Ha bir de şu var: Sanat Tanrı’nın insanlara verdiği bir sorumluktur. Çünkü Tanrı o insana, başkasının göremediğini görme yeteneğini vermiştir.

Sanat benim yaklaşık olarak 45 yıllık yol arkadaşlığım. 45 yıldır sanatla iç içe yaşadım.  Bunun belli dönemlerinde büyük küskünlükler yaşadım sanata karşı… Ama yeniden bir şeyler yapmaya başladım. Çünkü burada yeni bir şeyler yapılması gerekiyordu.  Ve bunları yaptım.

Sanat benim hayatıma küçük yaşlarda girdi. Çok şanslıydım, çok iyi hocalarım vardı.  Ve bu hocalarımın çok çok büyük katkıları oldu. Bunların yardımıyla ortaya iyi şeyler çıktı. Ama sanata küskün olduğum dönemlerde sanatı araştırdım. Sanatın özünde bir trajedi vardı. Yani biz buna sanatın ruhundaki felsefe de diyebiliyoruz. Sanatın ruhundaki felsefeye indiğim anda farklı bir boyutu oluşturdu.

-Bu taşa bu toprağa ve bu gökyüzüne, Giresun penceresinden bakmak neler hissettiriyor?

  • Bir sanatçı evrenseldir. Olaya evrensel olarak bakar. Evrensel olarak bakan insan, Giresun’un, Çanakkale’nin, Edirne’nin veya İzmir’in gözüyle bakmaz. Ama o yaşadığı şehrin dokusunu hissedebilir.

Giresun’un sanata bakış açısı ya da Giresun’da sanat adına gördüğüm şeyler beni genellikle çok üzüyor. Çünkü sanat burada popüler kültür olmuş, bu üzücü bir şey. Ve burada azınlıklarla beraber çok büyük ve beyin göçü oluşmuş. Burada yetişen bir çok sanatçı şuan, İstanbul’da İzmir’de ve çok farklı şehirlerde yaşıyor. Burayı terk ediyorlar ve bu da Giresun’u sanat açısından her gün biraz daha yalnızlaştırıyor. Zaten benim de inadına burada kalma nedenlerimden birisi de bu. Çünkü Giresun çok şeyi hak ediyor.

Buradan göçen birçok sanatçı, ekonomik kaygıları yüzünden göçtü. Bir kısmı da kendilerini ifade edemediği için göçtü… Bir kısmı da yaptıklarının anlam kazanamayacağını düşündükleri için gitti. Ama buradan giden her birey, beraberinde bir taşı, bir kayayı beraberinde sürükledi.

-Avrupa’ya kadar yayılan eserleriniz olduğunu bilenler biliyor. Bilmeyen dostlara bu aydınlanma gerçeğinin nasıl gerçekleştiğini anlatsanız?

  • 200’e yakın eserim Avrupa’nın farklı yerlerinde, ülkelerinde… Çünkü buraya gelen yabancılar eserlerimden aldılar. Kendi ülkelerine götürdüler. Bunun başında İsviçre geliyor. İsviçre’de hemen hemen 50’ye yakın eserim var. Yunanistan’dakiler beni en çok gururlandıran… Eserlerimi gören insanlar buradan görüp aldılar. Ben gönderdim, isteyenler oldu. Özel bir pazarlama tekniği oluşmadı. Tamamen buradaki insanlar gördü.

Avrupa’daki el yapımı çalışmalar çok çok değerli. Elde yapılan çalışmanın ikinci bir tanesi olmaz. Sanatın en büyük özelliği, DNA gibi. Buradaki eserlerin çoğu aynı gibi. Ama incelediğiniz zaman büyük fark olabiliyor.

-Yaşadığımız şehrin kültüre bakış açısını nasıl gözlemliyor ve değerlendiriyorsunuz?

  • Yaşadığımız şehir, geçmişte bir kültür merkeziydi. Ki çok büyük sanatçılar çıkmış, bunlardan birisi Hasan Ali Yücel, Can Yücel, Aziz Nesin, Can Akengin, İdil Biret, Haldun Karadeniz, fotoğrafçı Ara Güler… Bu sanatçıların gücüyle birlikte, kırsaldan gelenler burada hızlıca köy kenti oluşturmuş.

Ve şimdi kitap imza gününden geliyorum ve imza gününde tahminen 40 kişi vardı. Ve bu şu an Giresun’un sanata bakış açısını gösteriyor… Şimdi tiyatroya gidiyorsunuz, tiyatro da hep aynı yüzleri görüyorsunuz. Sanat çok az kişiye hitap ediyor burada. Ama bu bizim sanat yapmamızı engelleyemiyor.

Sanatçılar genellikle toplum için sanat yapıyorum diyorlar. Ama sergilerini lüks otel ve galerilerde açıyorlar. İnsanlar Can Akengin Sanat Galerisinin yanından geçerken bile korkuyorlar. Sokak ya, sokak… sokaktan çöpçüsü de geçiyor, başbakanı da.

-Peki sizce bulunduğumuz sokak ‘’Sanat Sokağı’’ sizce ismini nitelendiriyor mu?

  • Hayır. Aslında biz buranın sanat sokağı olması için çok uğraştık. Önceden insanlar buradan inemiyordu bile. Ama biz mücadele ettik. Burası yapılırken çok aceleye getirildi ve plansız yapıldı. Taşlar, dayatılmış kültür gibi geliyor. Önceden ufak ufak taşlar vardı, yamuk yumuktu ama arasından otlar çıkardı. Ama bizim sokağımızdı o. Ama şimdi… Bunlar hep dayatılmış gibi geliyor. Tamamen projesiz bir çalışma oldu. Bir sanata hitap ediyor mu? Etmiyor.

-Sanat, sanat için mi yoksa toplum için midir?

  • Sanat tabii ki toplum içindir. Sanat bir ayıklanmadır. Hacı Bektaşi Veli’nin bir sözü vardır; ‘’ Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu.’’ Sanat bir aydınlanmadır. Dünya’daki en büyük suskunluk, sanatçının suskunluğudur. Sanatçı susarsa, toplumlar sağır olur.

Şayet bir gün devrim gerçekleşecekse bu devrimi ancak sanat gerçekleştirir. Sanatın yaptığı devrimler beraberinde aydınlanmayı getirmiştir.

-Giresun’da bir kitap fuarı gerçekleşmiyor, biliyoruz. Sizce niçin gerçekleşmiyor?

  • Ben de bir ara kitapçılık yaptım. J. Rousseau’nun bir sözü var: İnsanlar hak edildiği gibi yönetilir. Demek ki talep gelmiyor ki, insanlar bu konu da bir çalışma yapmıyor. İnsanların ilgisizliği yüzünden kitapçılığı bırakmıştım. Okumak isteyen insan bir şekilde buluyor. Üzücü. Giresun’un sorunu bu.

Gedikkaya Projesi’ne yamaç paraşütü sahası da ekleniyor

2
Gedikkaya - Foto: Fatih Özdemir
Gedikkaya - Foto: Fatih Özdemir

Gedikkaya zamanında bizler için sadece ağzı açık bir görüntüden ibaretti. Geçtiğimiz aylarda Giresun Belediyesi tarafından yapımına başlanan Gedikkaya projesi ile Giresun yepyeni bir cazibe merkezi kazanıyor.

Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu’nun geçtiğimiz günlerde temelini attığı “Gedikkaya Projesi” hızla ilerliyor. Başkan Aksu’nun özel önem verdiği projeye yamaç paraşütü alanın da ilave edilmesi için çalışma başlatıldı.

Gedikkaya Projesi’ni hazırlayan Plan ve Proje Müdürü Selim Özgürel ve Fen İşleri Müdürü Ergun Altıyaprak bölgede yamaç paraşütü alanı oluşturmak için inceleme yaptı. Projeye ilave yapılacak yamaç paraşütü alanları ile ilgili çalışmalar Başkan Aksu’nun onayından sonra yapılmaya başlanacak.

Giresun Kalesi‘nden yapılan yamaç paraşütü atlayışlarının Gedikkaya’dan da yapılabileceği, alternatif turizm çeşitliliği oluşturulacağı belirtildi.

Giresun için ekonomi

4

Giresunblog olarak tekrar yazılara giriş yaptığımız bu dönemde, ben hem kendi bölümümle alakalı hem de Giresun’da insanların asıl konuştuğu konu olan ekonomi ile ilgili yazacağım. Tabi benim yazım şuan hali hazırda olan şehir ekonomisinden çok “Ne yapılabilir ?” üzerine olacak.

Öncelikle şunu iyi bilmeliyiz ki Karadeniz bölgesinde Samsun dışında hemen hemen hiçbir il sanayi şehri olmaya uygun değil. Hem dağlık ve yeşillik alan olması hem de, büyük bir alan kurulsa bile, alt yapısında yaşanacak büyük sıkıntılar sebebiyle bu iş bölgemizde çok zor. Bundan dolayıdır ki Karadeniz bölgesi terör sorunu yaşamayan bölgeler içerisinde ekonomik olarak Türkiye’de en geri kalmış bölge.

Peki sanayi ve ticaret konularında yaşadığımız bu dezavantajları ne ile kapatabiliriz?

Tabi ki tarım ve turizm…

 

Öncelikle tarım ile başlayacak olursak; Giresun denilince akla tabi ki fındık geliyor ancak ne yazık ki bu tarım ürünü özellikle son yıllarda şehre pek de bir fayda sağlamıyor. Her sene ya yanan ya da fiyatı düşen fındık, Giresunlu için eski önemini hızla yitiriyor. Şüphesiz ki şehir halkı bölge insanı ile birlikte donanımlı önderler ile bu sorunu Ankara’ya iyi açıklamalı. Gerek fındık tarımı yapan insanların bilinçsizliği gerekse Ankara’nın bunu sadece seçimden seçime hatırlaması sebebiyle, fındık 2000’ li yılların kaybeden tarım ürünlerinin başında gelir oldu. Peki fındık hep bırakılmalı mı ? Tabi ki hayır, ancak tedbirlerin acilen alınması gerek ve gelecekte geçmişte ki kayıplar telafi edilmeli.

İkinci olarak Giresun sadece fındık tarımına bakan bir şehir olmamalı. Başlıca iyi getiri sağlayan ve bölgemize uyumlu olan arıcılık, kivi tarımı ve profesyonel balıkçılık gibi ekonomik alanlar daha da geliştirilmeli. Kirazın ana vatanı olan şehirde kiraz yok denecek kadar az. Bu sebeple tekrar kiraz ve üzüm gibi bir diğer ekonomik alanı geniş olan tarım ürünlerine de dönüş yapılmalı. Yine mısır, pancar ve daha birçok ülkemizde yaygın olan tarım ürünlerinin de hak ettiği değere ulaşması gerekli.

Giresun için ekonomi 6

Turizm konusuna gelecek olursak, böyle kaynaklara sahip olup bu alanda çok bile geri kaldık. Ancak bahsettiğim olay özellikle son yıllarda ülkemizde oluşan, sadece Arap turiste yönelik ve takıntılı hale gelmiş olan bir yatırım değil. Daha geniş ve her alanlı bir gelişim sağlanmalı. Özellikle Giresun’un bölge illerine nazaran, daha yaygın ve geniş alanlı doğa harikası plajları ve ulaşımı kolay yaylaları ön plana çıkarılmalı. Örneğin; Karadeniz’e gelen turist, Giresun’da denize girilecek birçok alan olduğunu bilmeli ve görmeli. Şehir halkı da farklı insanlara açık ve iletişimi yüksek bir topluluk. Bu sebeple şehir içinde de özellikle Gazi Caddesi gibi merkezi alanlarda turistlere yönelik fındık, çikolata evleri, ve yöresel mutfak alanları artırılmalı. Özellikle şehir merkezi sahili artık kesinlikle ışıklandırılmalı ve şehrin içi daha çok yeşillendirilmeli.

Giresun için ekonomi 7

Son olarak en önemlisi acilen beş yıldızlı otel ihtiyacı Giresun’da hallolmalı. Aksi takdirde şehri tur merkezleri listelerinde görmemiz çok zor. Bu durum Giresun’un bütün yöneticilerini ilgilendiren bir durumdur. Şehre bu ekonomik kaynak alanları açılmalı ve desteklenmeli. Halkı mağdur etmeden ve şehri bozmadan verdiğimiz göçleri yavaş yavaş geri alma zamanı geldi.

Havalimanı’nda Giresun turizminden eser yok!

2

Gözümüz yok. Karadeniz’in her şehrini ayrı seviyor, ayrı beğeniyoruz. İsteriz ki ülkemizdeki turizm hareketliliğinden bölgemiz de hak ettiği değeri görsün.

Bu konuda Trabzon, Ordu, Rize… hepsinin yaptığı çalışmaları takip ediyor ve ayrı ayrı mutlu oluyorum. Fakat bazı konularda Giresun’un pasif kalmasını haklı olarak yediremiyorum.

Biliyorsunuz ki Ordu-Giresun Havalimanı tahmin edildiği üzere çok fazla rağbet görüyor. Bölgedeki turizm hareketliliği talebi daha da artırmış durumda. Her gün binlerce kişi çeşitli sebeplerle havalimanında bulunuyor.

Gelen yolcuyu beklerken, ya da uçuşa hazırlanmayı beklerken havalimanında oturduğumuz koltuklarda genellikle dergiler bize eşlik ediyor. Okumasanız bile en azından fotoğraflara göz gezdiriyorsunuz. Buralarda baktığınız dergilerdeki bilgilerin akılda kalma oranları genelde yüksek oluyor.

Havalimanı’nı sadece Ordulular ya da Giresunlular kullanmıyor. Şehre az da olsa iş için gelen kişiler ya da öğrenciler kullanıyor vs. Her biri aslında potansiyel bir turist. Turizm sadece o şehrin otelinde kalmakla ya da yaylasına çıkmakla olmuyor. Ordu Üniversitesi’nde okuyan bir öğrenci “Ya bu Giresun nasıl bir yer acaba” deyip, meydanda iki tur atıp geri dönüyor da olabilir. Bu da turizmdir.

Havalimanı'nda Giresun turizminden eser yok! 8
Fotoğraf: Gökhan Kırca

Bizim yörede turizm algısı son dönemde Araplara satılması gereken bir para kazanç aracı olarak görüldüğünden bu yazdıklarım saçma geliyor olabilir. Ama o öğrencinin içtiği 1 TL’lik çay bile Giresun ekonomisine katkıdır.

Her neyse…

Giresun turizmi adına yürütülen faaliyetler var, yok değil. Bireysel olarak bu uğurda çalışan kişileri bildiğimden haklarını yemek istemiyorum kesinlikle ama eksik bir şeyler var. Havalimanı bunlardan sadece bir tanesi.

Havalimanı’na girdiğinizde önce reklam panolarında Ordulu firmalar, oteller sizleri karşılıyor. Giresun’daki otel işletmecim şunu diyebilir, Ordu’nun Radisson Blu’su, Hilton’uyla biz bir miyiz? Değilsin elbette. Ama şehrinde yapılacak olan 5 yıldızlı projelere sahip çıkmayarak dev projeleri kaçıran bir şehirsin sen, böyle bir lüksün olmamalı.

Havalimanı'nda Giresun turizminden eser yok! 9

Havalimanı’nın içine girdiğinde firmalar tam gaz devam… Üzerine bir de Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin dergileri, broşürleri eklenmiş ve havalimanında neredeyse Giresun adı sadece tabelada geçiyor.

OBB’nin kültür sanat etkinliklerinden tutun; Ordu Valiliği’nin, Turizm Müdürlüğünün, DOKA’nın… Daha neler neler. Hepsi bir olmuş Boztepe’yi bir sağından bir solundan çekip turizm malzemesi haline getirmek için canla başla çalışıyorlar.

Havalimanı'nda Giresun turizminden eser yok! 10

Nerede benim Giresun Ada’m, nerede benim Yayla’m, nerede benim müzelerim, kültürüm, tarihim… Nerede benim manzaram, nerede benim padişahım?

Şehrin tam ortasında her iki yakayı da gören panoramik bir tepeye sahip olan şehir bu yerşeklinin değerini bilmeyip ortasından bir güzel otoyolunu geçirmiş geçireceği kadar. Bari elindeki imkanları güzelleştir. Turizmin büyük bir çoğunluğunu pazarlama oluşturmaktadır. Ben Türkiye’de nice yerler biliyorum, gittiğinde “ya bu muymuş o met ettikleri yer” dediğim… Öyle anlatıyorlar ki sanırsın Paris, ama git gör yüzüne bakmazsın.

Havalimanı'nda Giresun turizminden eser yok! 11

Ya bu şehirde müthiş bir ada var kardeşim, vapur var, sefer düzenleniyor. Neden kimseye bunları anlatmıyorsunuz? Kendiliğinden gelmiyor buralara kimse, biraz daha özveri ya! Şu havalimanında bir tanıtım katalogu olsun bari, çok mu zor?

Cevap: Demek çok zor. Ordu’yu tebrik etmek gerek. Onların sayesinde bölgeye birkaç turist geliyor ve şans eseri eğer sağlam bir gezginlerse Giresun’a da bir bakıyorlardır.



Tur otobüslerinin sadece tuvalet ihtiyacını karşılamak için durduğu bir Giresun’dan bu günlere gelmek biraz daha iyi en azından ama sadece tur şirketleri yetersiz. Bu ülkede seyahat özgürlüğü olan ve tur şirketine bağlı gezmeyi sevmeyen müthiş bir kitle var. Üzmeyin onları, bilgi sunun.

Sevgiler.

En doğal dondurma: Meşhur Görele Dondurması

4

Giresun’un Görele ilçesinde yöresel bir tat olan Görele Dondurması‘nın 200 yıllık bir geçmişi bulunmaktadır. Bir Arnavut tarafından yerel köylerde köy dondurması olarak satışa başlanmıştır. Daha sonra köy dondurmasının ismi Görele Dondurması olarak tari̇he geçmiştir.

Görele Dondurması, yemesi ve sindirimi kolay bir dondurmadır. Süt salep, şeker ve meyan kökü ile üretilen görele dondurması ahşap fıçının içide kalaylanmış bakir silindir ile satışa sunulmaktadır. Hatta geçmişte kışın yaylalardan toplanan kar; kar kuyularında muhafaza edilip yazın fıçı ve bakır silindir arasında soğutma işlevi görmekteydi. Günümüzde ise buz ve kalın tuz konularak halka sunulmaktadır.

Günümüzde Görele Dondurması’nı yapan ustaların sayısı 10’u geçmemektedir. Giresun ve komşu illerde bilinen bir tat olan dondurmanın tanıtımı ve reklamı çok az olduğu için Türkiye genelinde tanınmamaktadır.

En doğal dondurma: Meşhur Görele Dondurması 12

Görele dondurması ustalarından biri olan Mustafa Usta “Görele kemençe ve horon günlerinin isminin Görele Dondurması ve kemençe, horon günleri olarak değişiklik yapılırsa yöresel lezzetimizin tanınacak ve uzun yıllar süren bir tat olarak devam edecektir” dedi.

Mustafa Usta’nın sesine kulak verilmesini ve Görele Dondurması’nın tanıtımının yapılmasını arzu ediyoruz.

Bülent Bektaşoğlu Ordu-Giresun Havalimanı için TBMM’de soru önergesi verdi

0

THY’nin Ordu-Giresun Havaalını için yaptığı uygulamar üzerine TBMM’de soru önergesi verildi. Giresun Milletvekili Bülent Bektaşoğlu tarafından verilen önergenin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan tarafından yazılı olarak cevaplanması istendi. Önerge şu şekildeydi:

Avrupa ve Türkiye’nin, tamamı deniz üzerine kurulan ilk havalimanı olma özelliği taşıyan ve iki ilin bir araya gelerek projesini başlattıkları Ordu-Giresun Havalimanı, açıldığı günden bu yana, 1 milyona yakın yurttaşımıza hizmet vermiş, bölgemizin ulaşım ihtiyacını karşılamanın yanı sıra yöre turizminde hissedilir ölçüde bir hareketliliğe neden olmuş, eğitim, sağlık ve iş yaşamına da katkı sunmuş, barınma, beslenme, ulaşım gibi çeşitli sektörel gelişme sağlamıştır.

Ancak Türk Hava Yolları yönetimi, halkımızın gösterdiği bu ilgi ve buna bağlı olarak giderek artan talep karşısında yetersiz kalmış; teknoloji, altyapı, personel, yer hizmetleri, il-ilçeler arasındaki karayolu ulaşımı ve diğer eksikliklerini gidermediği gibi, uçuş sayılırını ve güzergahlarını artırmamış, dolayısıyla havaalanı atıl durumda, tali, hatta inşaatı bitmemiş görüntüsüyle bırakılmıştır.



Bölgemizdeki diğer havaalanlarından farklı pek çok üstün özelliklere sahip olmasına ve iki ilin 2 milyon nüfusuna hizmet veriyor olmasına rağmen, THY yönetimi tarafından farklı muameleye tabi tutulması, gelişip büyümesine katkı sağlanmaması anlaşılır değildir.

Bunun kanıtı halkımızın yoğun nüfusunun yaşadığı Ankara, İstanbul gibi ulaşım duyduğu kentlere, uçus sayıları artırılmamış tersine azaltılmış, bazıları ise (örneğin Antalya) tamamen kaldırılmıştır. Bu konuda;

Ordu-Giresun Havaalanı/Ankara Esenboğa Havaalanı arasındaki uçuşların bir süre önceye kadar tamamen dolu, sabah ve akşam olarak günde iki kez direkt gerçekleşirken, alınan kararla akşam 18.15’deki uçuşun iptal edilmesi ve sadece sabah 06.35’te tek uçuş olarak yapılmasının nedeni nedir?

  1. Oysa Giresun ve Ordu’da yaşayan nüfusla aynı nüfusa sahip Trabzon’daki havaalanından Ankara’ya 5 uçuş olması, doğru olmakla birlikte, Ordu-Giresun Havaalanı’ndan sadece bir uçuş yapılmasının inandırıcı ve makul bir gerekçesi var mıdır?
  2. İki ilin halkından bir yolcu, diyelim ki Ankara’ya gitmesi gerekiyor, kendi iline ait havaalanı varken Trabzon’a, 1 saat önce havaalanında olma zorunluluğu ve servisle 3-4 saat yol mesafesi düşünüldüğünde; 5 saat gibi bir zamanda varıp, geldiği yere doğru geriye 1 saat uçakla gitmek zorunda bırakılmasını, THY yönetimi nasıl açıklayacaktır? Böyle bir ulaşım rezaletinin yaşandığı başka bir ülke var mıdır?
  3. Kendi illerinde havaalanı olan Giresun ve Ordu’lu yurttaşlarımızın başka illerdeki havaalanına yönlendirilmesi sonucunda, mağduriyet, zaman ve maddi kayıp yarattığı sizce de bilinmekte midir?
  4. Ordu-Giresun Havaalanı’nda iç ve dış sefer sayılarının artırılmamasının yanı sıra, uçuş iptalleri ve uçuş sayılarının azaltılmasının her iki ilin ekonomisine vereceği zarar, turizm, eğitim, sağlık başta olmak üzere; havaalanı merkezli diğer alanlarda yaratacağı olumsuzlukların telafisi nasıl mümkün olacaktır?
  5. Ordu-Giresun Havaalanı’ndan Antalya Havaalanı’na karşılıklı direkt uçuşların günde 3 uçuşluk bir kapasiteye doğru giderken tamamen kaldırılmasının, bir hükümet politikası olan Karadeniz turizmine darbe vurduğunu kabul ederek bu kararı yeniden gözden geçirmeyi düşünmekte misiniz?
  6. Aynı havaalanından İzmir’e direkt uçuş hizmetleri ne zaman verilmeye başlanacaktır?
  7. Ordu-Giresun Havaalanı uluslararası bir havaalanı mıdır? Eğer öyleyse neden hiçbir dış ülkeye direkt uçuşlar yoktur?
  8. THY’nin genel olarak ve de özellikle birbirine yakın illerdeki havaalanlarındaki uçuş planlaması neye göre yapılmaktadır, siyasi yönlendirmeler mevcut mudur? Bu planlamada uçuş sayısı artırılan havaalanının bulunduğu illerin havaalanı üzerinden daha fazla ekonomik gelir elde etmeleri mi hedeflenmektedir?
  9. Ulaşım hakkı Anayasa güvencesi altındadır ilkesine THY ne kadar uymaktadır? Uçuş planlamasını ve buna bağlı hizmetleri bu hakkın bir gereği olarak mı, yoksa karlılık hizmetlerine göre mi yapmaktadır?

Bülent Bektaşoğlu – Giresun Milletvekili

28 Maddede Gurbette Giresunlu Olmak

0

Memleketin kokusuna aşık olup başka şehirlerde yaşamak ne zordur bilirsiniz. Öyle bir hasrettir ki o, ilk fırsatta tası tarağı toplayıp götürür sizi aşık olduğunuz topraklara. Bende, öncelerde gurbette yaşayan birisi olarak, sizler için gurbette Giresunlu olmanın en popüler yanlarını listeledim. Bakalım en popüler olanlar nelermiş? :)

1. Her sene Taksim’de binlerce kişinin katıldığı, yeşil ile beyazın İstanbul’a boyandığı bir yürüyüşe katılmaktır. O gün oranın Taksim değil, Giresun olduğuna inanmaktır.

taksim yürüyüşü

 

 

 

 

 

 

 

2. Fındık ağacını söküp Taksim’e getirmektir.

3. Her sene İstanbul’da, Ankara’da gerçekleştirilen, 4 gün boyunca süren, tüm Giresunlu insanların bir araya geldiği “Giresun Günlerine” katılmaktır.

4. Giresun günlerinde lezzeti ile damaklarda eşsiz tat bırakan Karadeniz yöresine ait olan Kuymak’ı yemektir.

5 . 455 bin 393 kişilik nüfusuyla İstanbul’un her yerinde Giresunlu ile karşılaşmaktır.

6.  İstanbul’da 229 derneği ile 4. sırada yer alan yerde yaşamaktır.

7. Şehrin her yerinde horon ve karşılama oynama imkanına sahip olmaktır.

8. Şehrin göbeğinde kemençe çalıp tüm Karadenizlileri toplamaktır.

9. Marmaralı Çotanaklar grubuna mensup olup Giresunspor’un peşinde koşmaktır. Giresunspor uğruna Türkiye’nin dört bir yanını gezmektir.

10. Aynı şekilde Bursa’da Gurbetçi Çotanaklar ve Çepni Boyu grubuna dahil olup Giresunspor uğruna tüm Türkiye’yi gezmektir.

11. İzmir’de, Karabük’te yaşayıp ya da okuyup, Giresunspor için kilometrelerce yol katetmektir.

12. Giresun Blog ile birlikte Gürcistan’ın Batum şehrine seyahat etmek, oralara Giresun’u taşımaktır

13. Giresunlu’nun oluşturduğu 20 bin hanelik bir ilde, misafir olduğunuz çoğu Giresunlu da yöremize ait yemekler yemektir.

14. Gurbetteki insanlara Doğu Karadeniz’in tek adasıyla övünmektir

15. Zeytinburnu’nda bulunan Giresun Federasyonu binasına sahip olmaktır.

16. Kocaeli Gebze’de Osman Ağa caddesine sahip olmaktır.

17. Afyon’da “Giresunlular Şehitliği’ne” sahip olmaktır.

18. Amerika’da söz sahibi olmaktır. (Bknz: Yağlıdere)

19. Amerika’da 18 bin Yağlıdereli, dünya çapında Türkiye hariç 1.5 milyona yakın Giresunlu bulundurmaktır

20. Seyir halinde 28 plakayı gördüğün zaman kırarcasına kornaya basmaktır.

21. Ve ayrıca, dış ülkelerde araç sahibi olup plakalarına 28 harfini yazdırmaktır

22. Dünyaca ünlü Spider-Man’ı Giresunspor’lu yapmaktır. :)

23. Lüks semtlerde “Turşu Kavurması” yeyip, sosyetelerin “Ne yiyo’ la bunlar?” bakışına maruz kalmaktır. :)

24. Japonya’da Giresun caddesine sahip olmaktır.

25. Filmlerde, dizilerde Giresun adını duyunca, filmi/diziyi başa almayı düşünmektir, gururlanmaktır :)

26. Bütün yeşil-beyazlı takımlarla dost olabilmektir

27. İmkan ve fırsat buldukça her yaz Giresun’a gitmektir

28. Ve İstanbul’da, Ankara’da, Bursa’da, İzmir’de ve dünyanın her yerinde Giresun Blog gibi memleket kokan bir projeye sahip olmaktır. :)

En Çok Yazanlar

19 YAZILAR11 YORUMLAR
13 YAZILAR7 YORUMLAR
12 YAZILAR1 YORUMLAR

En Çok Okunanlar

Giresun 2015 Tanıtım Filmi – Yeni Versiyon

21
Giresun Belediyesi tarafından hazırlanan Yaşatan ve Yaşayan Şehir: Giresun temalı tanıtım filmi gelen talepler doğrultusunda revize edilerek yeniden yayınlandı!